Batı demokrasisinin çözümü: Son kullanma tarihi geleni öldür

Önce Saddam olayında yaşadık. Başta Amerika olmak üzere tüm batılı ülkeler Irak’ın lideri Saddam’ı “dünyanın en kanlı diktatörü” ilan etti.
Hepsi Saddam’a silahları veren, ülkesinde diktatör olmasının yollarını açan, komşularına saldırmasına göz yuman ülkeler olduklarını unutup Saddam’ı hedef seçtiler.
Ardından Amerikan ordusu Irak’ı işgal etti. Irak halkının Saddam heykellerini yıkması, terliklerle dövmesi büyük keyifle tüm dünyaya izletildi.
Türkiye de bundan payını aldı. Hepimiz müthiş birer Saddam karşıtı kesildik. Amerikan askerlerinin neden olduğu olaylar nedeniyle 1 milyona yakın Müslüman’ın öldürülmesine de alkış tuttuk.
Başbakanımız Amerikan askerlerinin başarılı olması için dua ettiğini bile söyledi.
Sonunda Saddam yakalandı. Güya bir Irak mahkemesi tarafından yargılandı. İdama mahkum edildi. Saddam Amerikan televizyonlarının görüntü almasına izin verilen bir infaz töreniyle asıldı. Öldürüldü.
Sonra sıra Bin Ladin’e geldi. Afganistan’da Amerikan ajanları tarafından yetiştirilen, Sovyetler Birliği’ni devirmek için düzenlenen operasyonlarda yüzlerce kişiyi öldürmesine izin verilen Usame Bin Ladin, komünist sistemin yıkılmasından sonra “kullanma süresi bitmiş mal” muamelesi görerek kenara atıldı.
Oysa Ladin ve ekibi hem büyük para hem de silah gücüne sahipti. Üstelik “inançları kullanıyordu” ve bir emirle canını verecek büyük bir militan ordusuna da sahipti.
Amerika’nın tavrına çok öfkelendi, daha önce komünistlere yönelttiği gücünü bu kez Batı’ya yöneltti.
Doğal olarak “eli kanlı katil” ilan edildi. Tüm dünya buna inandı ve Ladin’e lanetli gözüyle bakmaya başladı.
Bir gün öğrendik ki Amerika Ladin’in yerini öğrenmiş ve baskın yapmış. Sonuç Ladin öldürüldü.
Libya lideri Kaddafi bir zamanlar batının en sevdiği diktatördü. Onun diktatörlük yolu adeta kırmızı halılarla döşendi. Günün birinde Kaddafi kendini gerçekten güçlü sanarak Batı’ya baş kaldırdı.
Ve tabii ki hemen “kanlı diktatör” ilan edildi. Çevresi sarıldı, ambargolarla sıkıştırıldı. Ama olmadı. Bu kez ülkedeki muhalefet Batı’nın jetleriyle bombalarıyla, füzeleriyle desteklendi. Muhalefet “özgürlük ve demokrasi” için yaratılan “Arap Baharı’nın” baş döndüren şehvetiyle Kaddafi’ye saldırdı. Sonunda Kaddafi sıkıştırıldı.
Kendi halkı Kaddafi’yi linç ederek öldürdü.
Batı demokrasisi şimdi çok mutlu. Keyifli. Afganistan’a, Irak’a, Libya’ya özgürlük ve demokrasi geldi.
Demokrasiyi getirmek için çaba harcayanlar da Wall Street’te, Picadilly’de, Champellese’de, Königstrasse’de viskilerini yudumlayarak “Sonunda en ilkel insanları bile demokrasi ve özgürlükle tanıştırdık” diyerek kadeh tokuşturuyor ve sıranın Esad’a ardından Ahmedinecat’a geldiğini söylüyorlar.
Bize düşen ise “Arap Baharı Tayyip Erdoğan yönetimini örnek alıyor” diyerek sevinmek.
NOT: Batı’nın savunduğu demokrasi ve özgürlük değerlerine karşı değilim. Ama güzel bir atasözümüz vardır. İmamın dediğini yap yaptığını yapma. O geldi aklıma.
****
Avrupa’yı şikâyet ediyoruz ama teröristle görüşen biziz
Başbakan Erdoğan terörle mücadele konusunda Avrupa’nın çifte standart uyguladığını söyleyerek “Teröristler buralarda ellerini kollar ını sallayarak geziyorlar” diye şikâyet etti.
Avrupa’nın bu tavrı bilinmeyen bir gerçek değil.
Ancak bu Avrupa ülkelerinden biri “Bize öfkeleniyorsunuz ama o teröristlerle gelip görüşme yapan da sizsiniz” dese, Başbakan’ın buna verilecek cevabı var mı?
Açılım adı altında hem İmralı’daki terör liderine hem de Avrupa’da ellerini kollarını sallayarak gezen teröristlere “özel temsilci” gönderen bizzat Başbakan.
O “özel temsilci” Avrupa’daki terör örgütü liderleriyle pazarlık masasına oturursa, Avrupa ülkeleri neden bu teröristlerle ilgili bir yaptırım uygulasın?
Başbakan da herhalde bu gerçeği biliyordur. Ama Türkiye’de her söylenene inanan, hiçbir gerçeği öğrenmek istemeyen, merak etmeyen, sormayan, sorgulamayan milyonlar olunca bunları söylemek de kolay oluyor.
Hele buna bir de medya desteği eklenince alkışın dozu daha da artıyor.
****
Gani Yıldız’dan
Başmüzakereci Egemen Bağış, “Türk basını, tarihinin en özgür dönemini yaşıyor!” demiş. Sayın Bakan’ın “özgürlük”ten kastı, tutuklu gazetecilerin cezaevi avlusunda geçirdikleri fazladan on beş dakika olsa gerek!
***
Yola, “Güzel şeyler olacak!” diyerek çıkanlar şimdi, “İntikamımız büyük olacak!” diyor. Artık “açılım” denilince akıllara, şehitlerimizi toprağa vermek için açılan mezar yerleri geliyor.
***
İsrail-Hamas takas anlaşması sonucu ülkemize gelen Hamas militanlarını bile MİT koruyacakken, kendi askerimizi dağlarda ölümle baş başa bırakmamızda, “Bir Mehmetçik gider, bin Mehmetçik gelir!” mantığının etkisi olabilir mi?
***
The Guardian gazetesi, “Türkiye, sahte ürün cumhuriyeti ve sahte ürün pazarı geçen yıla göre iki katı arttı” demiş. Bu artıştaki en büyük pay, “gerçek” diye yutturulan “ileri demokrasi”ye ait olsa gerek!
Pazar fıkraları
Yıldırım Tuna’dan bu hafta da çok sayıda fıkra geldi elbette. Ancak şu günlerde kimsenin içinden gülmek geleceğini sanmadığım için fıkraları bu hafta yayınlamıyorum.
****
Sarıyerli kadınlardan 24 saatlik “çığlık” eylemi
Sarıyer CHP İlçesinin kadın üyeleri yarın çok ilginç bir eyleme hazırlanıyor. Genç kız, ev kadını, çalışan kadın, emekli kadın, eğitimci, öğretmen kadın, yani tüm kadınların pekçok şikayeti olduğunu ama seslerinin çıkmadığını söyleyen Sarıyerli kadınlar “çığlık” adını verdikleri 24 saatlik eyleme yarın 12.00’de başlıyor. Özel tişortlerle metroda gidip gelecek olan kadınlar geceyi de Hacıosman metro istasyonu önüne kuracakları çadırda geçirecekler. Sarıyerli CHP’li kadınlar “Hakkını arayan ama sesini çıkaramayan tüm kadınları bu eyleme bekliyoruz” dediler.
****
Genelkurmay: “Şehit sayısı doğru”
PKK’nın son saldırılarında şehit olan asker sayısının 24’ten çok fazla olduğu yolundaki yoğun dedikoduları dile getiren yazım üzerine Genelkurmay Halkla İlişkiler Başkanlığı’dan Tuğgeneral Baki Kavun aradı. Tuğgeneral “Yaptığımız açıklama doğru, maalesef 24 askerimizi şehit verdik, ölü sayısının fazla olduğu ve gizlediği haberleri gerçek değildir” dedi. Baki Kavun toplu tören yapılmamasını ise “Sayı çok olunca otopsiler de uzuyordu, bu nedenle otopsisi biten askerimizi hemen toprağa verilmelerini sağlamak için memleketlerine gönderdik” diye konuştu.


Can Ataklı
Vatan