Dün Kaddafi güçlüydü, bizim politikacı, bizim gazeteci, bizim işadamları, bizim halkın medyanın yayınlarına ve yazdıklarına bakan bölümü “diktatör Kaddafi” övüyordu.
Kaddafi, infaz edildi.
Bizim politikacı, bizim gazeteci, bizim işadamları, bizim halkın başbakan ağzına bakan bölümü, “ölmüş Kaddafi’ye” sövüyor.
Bu ne zavallı ezberciliktir.
İğrenç batı öykünmesidir.
ABD, AB Kaddafi’yi överken Türkiye’nin Başbakanı da kendisine verilen “Kaddafi Barış Ödülü”nü gururla almaya koşuyor”du. Bugün ABD, AB gazeteleri ile TV’leri “Kaddafi’nin yargısız infaz edilmesi ve ölü bedeninin linç edilmesini” sevinç çığlıkları atarak yayınlayınca bizim gazete ve TV’ler de aynı havaya girdiler.
Kaddafi, sözünün eri çıktı.
“Ülkemden kaçmam” demişti.
Dediğini yaptı.
Savaşarak can verdi.
Kaddafi’yi öldür.
Fakat hakkını ver.
Xxx
Libya’da Kaddafi’yi ölüme götüren değişimi; batılı lider ve gazetecilerin ilan ettiği gibi Libyalı halk yapmadı. ABD, Fransa, İngiltere yaptı. Bunlar bilinen emperyalist vahşi kurtlardır. Nerde petrol varsa onlar ordadır.
Bölerler, birbirine düşürürler.
Kaddafi’nin “bittiği” haberlerinin verildiği sırada adlarına şimdi “muhalif” denilen Libyalıların doldurup sevinç şarkıları söylediği başkentteki Yeşil Meydan’ın ortasında 4 kişinin büyük boy renkli posterlerini asmışlardı.
ABD Başkanı Obama
İngiliz Başbakanı Cameron.
Fransız Cumhurbaşkanı Sarkozy .
Ve ABD’nin BM Büyükelçisi.
Büyükelçinin adı Susan Rice’dı.
Binlerce Libyalı, parayla satın alınmış kışkırtıcıların da dolduruşuna gelerek bu 4 isme “Libya’nın özgürlük kahramanları” payesi sunuyor, minnet dolu olduklarını posterlerini taşıyarak şükranlarını bağırıyorlardı.
Camilerden tekbir yükseliyordu.
ABD’deki Libyalılar da Başkan Obama’nın Beyaz Saray’ı önünde saf durmuşlar, “şükür namazı” kılıyorlardı. Türkiye’nin şimdiki Başbakanı ile Dışişleri Bakanı ise, ABD , İngiltere, Fransa’ya şirinlik olsun diye 500 milyon dolarlık Türk halkının Hazine parasını bavullarla Libyalı kışkırtıcılara sunuyordu.
Kaddafi böyle bitirildi.
Libya petrolü kurtların oldu.
Xxx
Kaddafi “Libya’nın petrolünü kurtların elinden kurtarmış” bir diktatördü. Kurtlar; Ortadoğu’da “iç savaşı durdurma-demokrasiyi yerleştirme-insan hakkı geliştirme” kılığına bürünüp bombalaya bombalaya, öldüre öldüre, ülkeleri böle böle Kaddafi’yi de bitirdiler. Gazetelerinde de “That’s for Lockerbie” manşetini atarak; 27 yıl önceki bir uçak düşürme olayından beri Kaddaf’nin kanını içmeyi planladıklarını açıkladılar. NATO’yu da sivil öldüren katile dönüştürdüler. BM kararlarına göre NATO, ancak “sivil halkı saldırılardan korumakla” yetkilidir. Oysa Libya’da NATO, Kaddafi karşıtlarını galip çıkartmak için yetkilerini çok kötü kullandı. Sivillerin ölmesinde pay sahibi oldu. Sivilleri koruma görevi sivilleri öldürme yetkisine dönüştü.
Kaddafi, NATO gücüyle öldürdü.
Kaddafi ülkesini bırakıp kaçmadı.
Savaşarak öldü.
Kaddafi’yi öldür!
Fakat hakkını yeme!
* * *
KUTU
(uyan borusu)
Başbakan’ın annesinin
ölüm reklamlarının
parası vergiden düşülüyor.
Bizim gazete Sözcü’yü yapan Genel Yayın Müdürü Metin Yılmaz ile SÖZCÜ yazı işlerindeki arkadaşlarımız “altın kalpli” gazeteciler. Başbakan’ın annesinin eceliyle ölümüne çok üzülen işadamlarının, 26 şehit için tek bir sütun dahi “şehitlerimize baş sağlığı ilanı” vermeyi düşünmediklerini dün manşet haber yaptılar. Başbakan’ın annesinin vefatı üzerine holdinglerin, şirketlerin, derneklerin bazı gazetelerde “paralı ölüm acısı reklamları” vermeleri; korkudan veya ilerde bir çıkar elde etmek için başbakanın gözüne girmek amacıyla yapıldığı çok açıktı. Bu “ölüm acısı reklamlarının” parası vergi matrahından düşülüyor. Maliye istismarı önlemek için harekete geçmedi.
Necati Doğru
SÖZCÜ