Sevgili diktatörler: Millet dediğin adamı satar… Aman dikkat!

Tam 23 yıl (1922-45) İtalya’nın her şeyiydi o… Ağzından çıkan kanundu…
Seçimle gelmişti iş başına…
Her 100 İtalyan seçmenden 44,4’ü, ona oy vermişti…
Yasama da oydu, yürütme de, yargı da…
O İtalya için değil, İtalya onun için çalışırdı…
Ah bir bilseniz, nasıl da severdi halkı onu…
Sonu nasıl oldu tahmin edin:
İtalyanlar, aşırı sevgiden (!) önce karısıyla birlikte linç ettiler adamı…
Sonra doya doya seyretmek için ayaklarından bağlayıp baş aşağı astılar!
O, dünyanın en zalim diktatörlerinden Benito Amilcare Andrea Mussolini’ydi!
***
Mussolini faşist İtalya için neyse; o da sosyalist Bulgaristan için oydu! Neredeyse oy birliğiyle “Devlet Konseyi Başkanlığı”na seçilmişti. 17 yıl, Bulgaristan’ın “her şeyi” oldu… Sonra birden gözden düştü ve yedi yıl hapis cezasına çarptırıldı… Cezasını evinde çekerken, zatürreden öldü. Cenazesi belediye görevlileri ve birkaç eski dava arkadaşı tarafından kaldırıldı!
***
1974-1989 arasında Romanya Devlet Başkanlığı yaptı… Ah; onu da halkı nasıl severdi bilemezsiniz… Öl dese, ölmeye hazır milyonlar vardı… Ağzına bakıyordu Romanyalılar…
Sonra onun için de rüzgar tersten esmeye başladı; 1989’da çıkan bir isyanın ardından gelen askeri müdahaleyle devrildi… Yargılaması, televizyondan yapıldı ve sadece iki saat sürdü… Devamını merak mı ediyorsunuz?
Romanyalılar; çok sevdikleri bu diktatörü ve karısını “kurşuna dizerek” ölümsüzleştirdi!
İktidardayken her 10 bulvardan, okuldan, kültür merkezinden 9’u onun adını taşıyordu; bugün Çavuşesku Çıkmazı bile bulamazsınız Romanya’da!
***
Diktatörlerin en şanslılarından biri İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi’ydi kuşkusuz… 1941’den 1970’e kadar tahtta kaldı… Halkı tapardı ona!
Kayıtsız şartsız onun kulluğunu kabul eden İran halkı, bir gün diktatörlükten kurtulup demokrasiye geçme modasına uydu. Liberali, komünisti, dincisi el ele verip, Şah’ı devirdi… Sonra iktidar İslâmcılar’a geçti ve demokrasi için yola çıkan İranlılar’ın çoğu; devrimi birlikte yaptıkları dinciler tarafından asıldı…
Şaha ne mi oldu?
Dedim ya; şanslı bir diktatördü o…
Mısır’da sürgündeyken öldü!
***
Iraklılar’ın Saddam’a nasıl taptıklarını, sonra da nasıl sattıklarını anlatmama gerek yok herhalde?
Ya da Hüsnü Mübarek’in Mısırlılar tarafından nasıl el üstünde tutulup, iki ayda alaşağı edildiğini…
Ve elbette; Kadife Devrim’in mimarı, Libya’nın yarı tanrısı Kaddafi’nin, aynı halk tarafından parça pinçik edilmesini…
Özetle hepsi tapılan adamlardı, sonradan tepilen adamlar oldu…
***
Bizden de örnek verelim:
Halkın oyunun yarısını alıp, “demokrasi” vaat ederek Başbakan olan Adnan Menderes diktatörleşmeye başlayınca, ipe gitti!
Bugün akıtılan timsah gözyaşlarına bakmayın siz; tamam, darbeyi asker yaptı da onu iktidara getiren halk da o asılırken, “Aman ne yapıyorsunuz” demedi!
Sonra aynı halk; 1980 darbesini yapan darbecileri 1982’de yüzde 90’ın üzerinde oyla pohpohlayıp, 30 yıl sonra yargılamaya kalkıştı!
***
“Diktatörler Seramonisi”ne dönen bu yazıyı neden mi yazdım?
“Halkın oyunun çoğunu almakla her şeyin bittiğini” düşünen ve diktatörleşme eğilimi gösteren ve hatta diktatörleşen siyasetçilere…
Sosyal bir mesaj vermek için:
Bu millete güven olmaz azizim!
Zaman kötü…
Aman diyeyim ha!
****
ŞAŞIRDINIZ MI?
Deniz Feneri soruşturması kapsamında üç aydır cezaevinde tutulan Eski RTÜK Başkanı Akman’ın da aralarında bulunduğu altı kişi tahliye edilmiş.
Milletvekillerine tanınmayan özgürlük, onlara tanınmış!
İki sorum var:
Madem bu adamlar suçsuzdu; o zaman ilk mahkeme neden tutuklanmalarına karar verdi, itirazı reddedip bunca insanı üç ay içeride tuttu?
Ve siz… Dünkü tahliye kararlarına şaşırdınız mı?
****
Günün sorusu
Anayasa Mahkemesi, evli kadınların kızlık soyadlarını kullanabilmeleri için açılan davaları, ailenin kutsallığını gerekçe göstererek reddetmiş…
İyi de erkeğin soyadını kullanınca zedelenmeyen ailenin kutsallığı, kadının soyadı kullanılınca neden zedelensin ki?
****
Diktatörü öldürmek mi? Diktatörü seçmemek mi?
ABD dünyayı eskiden “Hollywood” aracılığıyla dizayn ederdi; şimdi bunun yanına bir de “bilgisayar oyunu” sektörü eklendi.
Özellikle 8-16 yaş arasındaki çocukları hedef alan bilgisayar oyunlarının yüzde 60’ı şiddet içeriyor ve ABD’li bilişim devleri tarafından üretiliyor…
Bu oyun mu Arap Baharı’ndan esinlendi; yoksa Arap Baharı mı bu oyundan sonra çıktı; doğrusu bilmiyorum…
Ama son günlerin en popüler oyunu, “Diktatörü Öldürelim!”
***
Diktatör Mous (hayali kahraman), halkına yaptığı eziyet ve zulüm ile ün yapmış diktatördür.
Oyuncu olarak siz ise Mous’un öldürülmesi görevini üstlenen bir yurtsever demokrat! Göreviniz, Diktatör Mous’un yaşadığı Mousland’a baskın yapmak ve demokrasiye geçişi sağlamak!
Oyunda yön tuşlarını kullanarak askerinizi yönlendiriyorsunuz… Diktatörün size ateş eden askeri araçlarına, askerlerine ve mayınlarına karşı bir savaş veriyorsunuz…
SPACE tuşuyla el bombası atabiliyor, A tuşu ile ateş edebiliyorsunuz…
***
Lütfen bir düşünün; çocuklarımıza diktatörlerle savaşı mı öğretmeliyiz, yoksa o diktatörleri hele hele seçim gibi demokratik yöntemlerle işbaşına getirmekten vazgeçmeyi mi?
Siz söyleyin; hangisi doğru…

Mustafa Mutlu
Vatan