Cami merkezli siyaset, bizim coğrafyayı asla bırakmaz. Çünkü cami demek siyasi rant demektir. Oy demektir, ikbal demektir. 70 sene evvel CHP’nin kapattığı camiler üzerinden siyaset yapmak nasıl rant getiriyorsa, bugün de “Ey ümmeti Muhammed, duyduk duymadık demeyin, yeni camiler açıyoruz” demek de aynı şekilde büyük siyasi rant getirecektir.
Nitekim Başbakan Erdoğan’ın “Çamlıca Tepesi’ne dev bir cami inşa edeceğiz” diye açıklama yapması da bunun tezahürü.
Hatırlarsanız bu zevat iktidara gelmeden önce “Ayasofya’yı cami yapacağız” diye yeri göğü inletircesine haykırmışlardı. İktidara gelince ise Ayasofya’ya cami yapmak bir yana Ayasofya’nın müze olarak kalmasını isteyen Haçlı ittifakının parçası oldular. Ayasofya lafını ağızlarına almamaya başladılar. Hatta ağzına alanlara öfke kustular.
Muhalefette iken Fatih’in torunları olarak “Ayasofya’ya cami!” diye haykıranlar, iktidar koltuğuna oturunca Justinyen’in torunu gibi davrandılar.
E Müslümanların da aklında Ayasofya var ne olacak şimdi?
Ne mi olacak? Al sana Çamlıca’ya cami!
Başbakan açıkladı işte: “Çamlıca Tepesi’ne muhteşem bir cami yapacağız!”
Aman efendim siz önce Ayasofya’yı cami yapın.
Cemaat orada, esnaf orada, halk orada, her ne istersen Sultanahmet’te.
Çamlıca Tepesine cami nereden çıktı? Ağaçlara mı namaz kıldıracaksınız?
Siz önce Ayasofya konusunda verdiğiniz sözü tutun gerekirse Çamlıca Camii için sırtımızda tuğla taşıyanlardan oluruz.
Ama camiyi, Kuranı, tespihi, takkeyi kullanarak toplanan Deniz Feneri paralarını parti kurmakta, televizyon kurmakta kullanıp sonra hiçbir şey olmamış gibi “Ey Müslümanlar! Çamlıca’ya cami yapıyoruz!” demenin hiçbir inandırıcılığı ve samimiyeti olamaz.
Önce “cami merkezli Deniz Feneri vukuatından” yargıya müdahale etmeden kendinizi aklayın da sonra konuşun.
Fethullah’ın dönüşü
Başbakan diyor ki “bitsin bu hasret, dön artık.”
Bülent Arınç diyor ki “dön ey muhteşem insan!”
Hüseyin Çelik diyor ki, “Hocaefendi dönmeli.”
Hocaefendi ise sağındaki Pentagon, solundaki CIA, önündeki FBI, arkasındaki Beyaz Saray’a bakarak konuştu: “Dönemem efendim, şartlar müsait değil! Ancak ölürsem dönerim.”
Peki, Fathullah Hoca neden dönemiyor?
Bu soruya verilecek 4 cevap var:
1. Şartlar gerçekten müsait değil. Başbakana bağlı MİT Müsteşarına bile dava açan yargı mensupları içinde her an eski dosyaları karıştırıp Hocaefendiye yeniden çete davası açacak bir savcı bulunabilir.
2. Erdoğan’a güvenmiyor. Zira son aylarda cemaat ile hükümet arasında ciddi ölçüde soğuk rüzgârlar esti. Fethullah Hoca “Bu Kasımpaşalıya güven olmaz” demiş olabilir.
3. ABD gitmesine izin vermiyor. Cemaatin ABD’deki lideri üzerinden kontrolü ve operasyonel manevralar çok daha rahat yapılıyor olabilir.
4. Hepsi!
Sizce hangisi doğru?
Doğru cevabı verenler arasında çekilecek kurada 1 okurumu Pensilvanya’ya göndereceğim.
Doğru cevabı birince elden sorup öğrensin diye.
