
Çankaya’ya kimin çıkacağı tartışmaları başladığından beri gerçek söz sahipleri susuyor.
Yukarıdaki AKP’li, 2014’te yeniden aday olacak mısınız sorusuna; baştan
beri bu tartışmaların içinde olmadığını söyleyerek pek güzel yan çizdi.
RTE ise bizim içimizde (partide) asla makam kavgası olmaz, dedi.
Ama medya bu, ağzı torba değil ki büzesin.
Yukarıdaki AKP’li istediği kadar Çankaya tartışmalarının içinde değilim desin; RTE kavga olmaz içimizde diye tartışmaların önünü kessin; Çankaya sorunu gündemden eksik olmuyor.
Bu gelişmeleri elbet yadırgamıyorsunuz!
***
AKP içinden ayrı kişilerden yükselen içeriği aynı sesleri Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik özetledi: “Sayın Erdoğan Cumhurbaşkanı adayı olursa Gül, ‘Ben adayım’ demez” dedi.
Neden? Terbiye gereği imiş.
Bu açıklamayla AKP’de tüzükte yazılı olmayan bir kural olduğunu öğrendik. Öğrendik ki AKP terbiyesi, Gül’ün, RTE’nin önünü keserek bir kez daha Çankaya adayı olmasını engelliyor!
2014’e doğru iki AKP’li arasında kıyasıya bir çekişmeyi önleyecek bu öğe partinin geleceğinden duyulan kaygıları, kuşkuları, siyasetin temel kurallarını çöp sepetine atıyor.
İki yıl önceden siyasete nizam veren bu ve benzeri açıklamalar; siyasal yaşamda bir saatin, bir günün bile önemini vurgulayan doğasını da…
Tabii bu gelişmeyi yadırgadınız!
***
Gül’ün bir kez daha aday olmasını istemelerine karşın, RTE korkusuyla, ortadan, yandan yorumlarla görüşlerini açıkça yazamayanlar; Gül’ün aşağıya inmesi, Başbakan’ın yukarı çıkması halinde ortaya çıkması olası bunalımı önleyecek önlemleri, çoktandır köşelerinden seslendirmeye başladılar.
Kimi yorumlara göre sorun çoktan çözümlendi.
Dediklerine göre Gül, aşağıya inerse genç yaşta emekli bir siyasetçi olarak köşesine çekilip anılarını yazmayacak elbet. Öyleyse:
İktidar kulislerinde dolaşan, yetkili kişilerle samimi görüşmeler yapan Taha Akyol, bir köşe yazısında Gül’ün geleceğini açıkladı: Başbakan olacak! Yadırgamayın Akyol’u, böylece, iki yıl önceden iki yıl sonraki olası gelişmeleri ve sonuçları açıklayarak, hani şu yüzyıllar sonra olacakları yazan ve yazdıkları yüzyıllar sonra gerçekleşen ünlü Nostradamus değerinde bir yazar olduğunu kanıtlamış oldu!
***
Yadırganacak bir başka gelişme önceki gün TBMM’de yaşandı. Anayasa Uzlaşma Komisyonu üyeleri, Çankaya’yı ve Başbakan’ı ziyaretten sonra muhalefet partileri genel başkanlarıyla buluştu.
Muhalefet, komisyona, çalışmaları desteklediklerini ve komisyondan çekilmek gibi bir düşünceleri olmadığı güvencesi verdi.
TBMM ve komisyon başkanı Çiçek’in de güvence yenilemeye ihtiyacı vardı.
Zira Başbakan sık sık komisyondan çekilmeyecek tek partinin AKP olduğunu söyledi. Medyada kimi kalemler, Çiçek’e güveni kalmadığını defalarca açıklayan CHP Genel Başkanı’nın uzlaşma komisyonunda hâlâ neden kaldığını eleştirdi. Hatta CHP Grup Başkanvekili Emine Tarhan’ın, komisyondan ayrılma zamanının geldiğine değinen bir açıklaması da basına yansıdı.
TV haberlerinde dinledik, inanmadık ama bizim Ayşe Sayın dün Cumhuriyet’teki haberinde Kılıçdaroğlu’nun komisyon başkanı ve üyelerine:
“Çalışmalarınızı dışarıdan müdahalelere itibar etmeden, etkilenmeden yürütmelisiniz. Liderler böyle konuşabilir ama siz yolunuza devam edin” dediğini yazınca, CHP Genel Başkanı’nın:
Medyada yazılanları, parti içinde RTE’nin anayasal dayatmalarını kaygı ile izleyenleri, Çiçek’i tapu memuruna benzeten, yetkisini kullanmaktan aciz başkan demeçlerini…
…bu koşullarda parti içinde yükselen komisyonda hâlâ neden kalındığını irdeleyenleri, medyatik uyarıları bir kalemde silip…
...uzlaşma komisyonuna; boş verin, hepsi kuru gürültü diyen, kulaklarını kapatarak yola devam etmelerini salık veren sözlerini yadırgadınız mı?
Ben yadırgamadım, zira alıştık. Yeni CHP’de oluyor böyle vakalar!
20 Haziran 2012 - Cumhuriyet