Çankaya’ya yakın bir ev!



Eeeee, bu işler böyle. Sen adamın anadilini yasaklarsan, gün gelir, okullara ders koyup, isterse öğrensin deseniz bile memnun olmazlar.
Adam “ne demek?” der, benim çocuğumun anadilini istersem mi öğretecekler?
Durun bakalım, dahası var, “resmi evrak” iki dille yazılsın! Derlerse şaşıracak mısınız?
Resmi dil Türkçedir denilse de şaşırmayın!
* * *
O devirler artık geride kaldı, adam Kürtçe yayın yapan devletler televizyonundan bile memnun değil, nerede isteğe bağlı Kürtçe dersten mutlu olacak.
* * *
Bizim gibiler, yapmayın etmeyin, adamın dilini, türküsünü “yasaklamayın” derken, hem de başımıza ne geleceğini bilemeden siz ne yapıyordunuz?
“Kürtlere masallar!” okuyup, okutuyordunuz.
Yok efendim, bunlar ayaklarında ağaç kızakla karda yürürken “kart, kurt!” diye ses çıkarırlarmış, ondan “Kürt” demişler...
Kürt, diye bir şey yokmuş, bunlar dağ Türkleriymiş...
Sık sık yazdık, anlatmaya çalıştık.
* * *
Olağanüstü hal valilerinden Hayri Kozakçıoğlu anlatmıştı.
Ankara’dan emir gelir.
“Avrupa’dan bir heyet gelecek, bölgeyi dolaşacak, aman dikkat edin, biz Kürdüz falan demesinler!”
Program yapılır, nereye, hangi köylere gidilecek, kimler konuşacak, filan...
Diyarbakır’a yakın köylerden bir “pilot köy” seçilir.
Kozakçıoğlu gider, gereken konuşmaları yapar. Veda edip ayrılırken arkasından yaşlı birinin koştuğunu görür, durur, adam yaklaşır: Valinin kulağına eğilir:
“Ama beyim, biz Kürdüz?”
O zaman, Kürtlüklerini kabul etmezdik, şimdi Kürtçe ders verelim diyoruz, yetmiyor!
Zaten bu gidişle, onlara Kürtçe değil, Türklere Kürtçe öğretmeye çalışılırsa şaşırmayın.
Terörle bir yere varılamaz diyenler, nereye varıldığını gördüler.
Kim bilir daha nerelere varacağız?
Hapishaneye düşmüş delikanlının anasını, “Kürtçe konuşacak” diye kovalarken, bunlar başına gelir.
Lafın kısası, gidiş, şimdiki gidiş nasıl gidiş?
Demokrasi adına “Kürtçülük” yapanlar oldukça...
Yenişehirli Avni’nin dediği gibi:
“Onlar ki verir laf ile dünyaya nizamat
Bin türlü teseyyüb bulunur hanelerinde”
Anladınız değil mi?
Şimdi “Apo’ya ev arıyoruz!”
Yalnız tutulan ev Çankaya’ya yakın olsun.
Yakışır!
————————
DİPNOTU: Yalnız bu iş biraz gecikebilir. 8 şehidimizi törenle gömelim de...
Malum ya “Şehitler ölmez vatan bölünmez” diye ağlayıp gözyaşı dökelim de...
Sonra Apo’ya Çankaya’ya nazır bir ikametgâh buluruz, Ankara’ya gelen Barzani’yi de orada ağırlar...