
Oğlu orda asker olanlar. Nişanlısı orda asker olanlar. Kocası orda asker olanlar. Ağabeyi, kardeşi, torunu, yeğeni orda asker olanlar. Mahalle arkadaşı, okul arkadaşı, iş arkadaşı, inanç arkadaşı orda asker olanlar.
Onların yüreği yandı.
Sabah gün ağarıyordu.
Dağlıca’da karakol bastılar.
8 Türk askeri daha şehit oldu.
16 Mehmet de yaralı.
Belen’de de askeri araca saldırdılar.
Orda da 1 Türk askeri can verdi.
Milletin başı sağ olsun.
Türkler vereceğini verdi.
Vermediği bir şey kalmadı. Kırmızı çizgiye kadar gelindi. Verilmedik bir Doğu Anadolu ile Güneydoğu Anadolu kaldı. Onu istiyorlar. Onun için karakola ve askeri araca saldırıyorlar. Ne kadar çok asker anasını, asker karısını, asker nişanlısını, ne kadar çok asker babasını, ağabeyini, nenesini, dedesini, bacısını, dayısını, amcasını, okul arkadaşını, mahalle arkadaşını ağlatırlarsa o kadar hedeflerine yaklaşacaklarını hesaplıyorlar.
Yarın aynı terane başlayacaktır.
“Barışı bombaladılar” diyecekler.
Usanç veren sözler söyleyecekler.
Xxx
Zirve üzerine zirve yapacaklar.
Başbakanlık’da zirve.
Genel Kurmay’da zirve.
MİT’de zirve.
Hepsi bilinen.
Hepsi aynı terane!
Bütün imkanlar seferber edilecek, terör kökünden bitirilecek!
Yine Kandil’e gazeteci gidecek. Karayılan ile görüşüp dönüşte tam sayfa “Sayın Karayılan da çok üzüldü. İlk kez barışa bu kadar yaklaşmışken, PKK’nın içinden birileri çıkıyor, Silvan’da olduğu gibi dün de Dağlıca’da karakola baskın yapıyor diye yakındı” yazıları yazıp yayınlayacaklar. Kürt davasının militan şahinlerinden Leyla Zana da; Tayyip Erdoğan için “şöyle güçlüdür… böyle büyüktür…Ancak o çözer… Barışı o getirir…” diye yüksek voltajlı manevraları yapacak.
Karayılan da barış istiyor.
Leyla Zana da barış arzuluyor.
Barzani ile Talabani de barış diyor.
Fakat PKK içinde atmacalar var.
Onlar barış istemiyor.
İster inan, ister inanma.
Bu da yeni terane!
Xxx
Leyla Zana’nın “çözüm” dediği daha nelerin istenmesidir, Karayılan’ın “barış” dediği daha nelerin verilmesidir.
Türkler vereceğini verdi.
20 yılın vererek geçti.
Kürtçe ses kasetleri serbest bırakıldı. TRT’de Kürtçe radyo-tv yayını başladı. Kürtçe kurslar açıldı. TRT Şeş tarihi adımı atıldı. Kürtçe gazeteye izin çıktı. Açılım başlatıldı. Sınıra seyyar mahkeme götürüldü. Devlet Abdullah Öcalan’la görüşmler yaptığını açıkladı. Başbakan MİT Başkanı’nı Oslo’ya kendisinin gönderdiğini söyledi. Dolayısıyla eli silahlı PKK ile masaya bile oturulmuş oldu. Kürtçe seçmeli ders yapıldı, ana dil muamelesi görüyor. Abdullah Öcalan, evci çıkması için yeşil ışık yakılıyor. Kemal Kılıçdaroğlu da elinde kırmızı mumlu “akil adamlar bulalım….” davetiyesiyle parti liderlerinin kapısını aşındırıyor.
Türkler vereceğini verdi.
Dün de 9 şehit verdiler.
(uyan borusu)
Perişan!
Çok sevdiklerini söyledikleri İstanbul, şehircilik açısından perişan oldu. İki köprüde bakım, şehri felç etti. 20 dakikada ulaşılan yerlere 3 saate varıldı. Metrobüs istasyonlarına girip çıkmak bile 1 saati buldu. İki köprünün bakıma gireceğini hesaplayıp, insanlara başka ulaşım seçenekleri sunamadılar..İki köprü bakımını planlayamayanlar “Kanal İstanbul” çılgın projesi propagandasıyla seçimlerde oy almışlardı.
Necati Doğru
Sözcü