
623 yıllık Osmanlı Ümparatorluğu’nu sona erdiren 1 Kasım 1922 günlü, 308 no.lu TBMM kararı, Ulusal Kurtuluş Savaşı kazanımın Mustafa Kemal anlayışı doğrultusundaki en önemli dönemeçlerinden biridir. Yalnız topraklarımızı işgal güçlerinden kurtarmayı değil, başta her alanda tam bağımsızlık olmak üzere özgürlük, ulusal egemenlik, uygarlık ve çağdaşlığı kapsayan Türkiye Aydınlanması’nı sağlayarak insanlığın tüm gereklerine ve olanaklarına kavuşmayı amaçlayan Anadolu Ühtilali’nin bayrağı, 22 Haziran 1919 günlü Amasya Genelgesi’yle açılmıştır.
“Millet” kavramının dinsel topluluklar için kullanıldığı, günümüzdeki ve yabancı ülkelerdeki yapısıyla hiç ilgili olmayan ümmet düzenini anlattığı bir ortamda Mustafa Kemal, her sözcüğünü kendisinin yazdığı Genelge’de “Bu milletin istiklalini yine bu milletin azim ve kararı kurtaracaktır” diyerek ulusal varlığımızı ortaya koymuştur. Erzurum ve Sivas Kongreleri’nden sonra Heyeti Temsiliye Başkanı olarak Ankara’ya taşıdığı çalışmalarını, 23 Nisan 1920’de TBMM’ni açarak başarıyla kurumlaştırmıştır.
Yarın 93. yıldönümünü kutlayacağımız Amasya Genelgesi’nin Kurtuluş için izlenecek yolun çizelgesi ve ana ilkelerinin kaynağı olmak yönüyle Türkiye Cumhuriyeti tarihinde önemli bir yeri vardır. Ulusla birlikte ve hukuk içinde kalma özeniyle sağlanan sonuç, günümüzdeki olumsuzluklarla karşılaştırılırsa Mustafa Kemal ve arkadaşlarının büyüklüğü bir kez daha anlaşılır. Bu bağlamda Mustafa Kemal’le Samsun’a çıkan kahramanları, Amasya Müftüsü Hacı Hafız Tevfik Efendi ile Sultan Beyazıt Camii Vaizi Abdurrahman Kamil Efendi’yi saygıyla anıyoruz.
Birlikte yaşadığımız, bizim kadar, bizden öncesiyle de bu topraklarda yaşayan azınlıklara karşı kötü davranışlar bir yana yazar ve sanatçılarımızı dışlayan, küstürmeye çalışan olumsuzlukları kınıyoruz. Yurttan kaçırılan, öldürülen, siyasal düşünceleri nedeniyle cezaevlerinde karanlığa terkedilenleri, 6-7 Eylül Üstanbul olaylarını düşünmek ayrımcılğın ve bozgunculuğun boyutlarını hepimize anlatır. Günümüzde kimi soruşturma ve kovuşturmalarla gelinen nokta toplumsal barışın, ulusal dayanışmanın dinsel ve ırksal kışkırtmalarla bölücülüğe dönüşmesidir.
Yazımızın başlığı Orhan Şaik GÖKYAY’ın şiirini anımsatabilir. Kanlarıyla, canlarıyla bu toprakları bize emanet eden insanları hangi soydan ve boydan olursa olsun unutmamız olanaksızdır. Barışçı, birleştirici olarak varlığımızı esenlik içinde sürdürmek varken, vatanın hepimizin yuvası olduğu bilinciyle kardeşçe yaşamanın mutluluğunu ve onurunu duyacakken çağdışı düşünceler, ilkel amaçlarla kıyımlara sürüklenmenin, acılarla kavrulmanın anlamsızlığı açıktır. Bu vatan (yurt) HEPİMİZİNDİR.
İktidarın “Dindar nesil yetiştirmek” çabasından çok barış içinde insanca yaşamaya öncelik ve ağırlık vermesini, Ulusal Kurtuluş Savaşı birlikteliğini örnek göstererek bir kez daha vurguluyoruz.
Bugün ayrıca, 2525 no.lu Soyadı Yasası’nın kabul edilişinin 76. yıldönümüdür. Kurtarıcı ve kurucu büyüklerimizle seçkin yöneticilere ve kahraman cumhuriyetçilere verilen adların değerini bilerek anıları önünde saygıyla eğiliyor, yurttaşlık kimliğimizin bu hukuksal dayanağının yıldönümünde, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlığının onurunu paylaşan herkesi kutluyoruz.
Yekta Güngör Özden
Sözcü