Dön Fetullah dön!..


SEVGİLİ okuyucularım, AKP-Fetullah koalisyon hükümetinin başı biraz dertte!

Koalisyonun Fetullah kesimi belli konularda su koyverdi, AKP’ye posta koymaya başladı:

“Şunu şöyle yaparsanız biz bozuluruz haa! Desteğimizi çekeriz. Siz devleti ele geçirirken biz yardımcı olmadık mı?

Adamlarımızı polise, yargıya, mülki idareye yerleştirmedik mi? Siz onların desteği ve katkısıyla bu duruma gelmediniz mi?..”

Hele son tartışılan ve ne olduğu bilinmeyen yargı paketleri gündeme geldiğinde, Fetullah kesiminin feryadı iyice arttı:

“Ey AKP, ne yaptığını zannediyorsun sen? Şimdi yasa değişikliği yapıp bu herifleri serbest mi bırakacaksın? Özel yetkili mahkemelerin yetkilerini azaltıp bu teröristlerin lehine durum mu oluşturacaksın?..”

Bu tantana başladığı anda, çoğu Fetullah ekibinin denetiminde olan yandaş medyada yine aynı haberler yer almaya başladı. Amaç özel yetkili mahkemelere dokunulmasını önlemekti.

Yeni konuşma kayıtlarını açıklamaya başladılar.

Tutuklu subaylar konuşuyordu!

Yine gizli dinlemeler yapılmış, aileleriyle yaptıkları konuşmalar bile kayda alınmıştı.

Bunları tahrif ederek, saptırarak yayınlamaya başladılar.
Amaç belliydi:

“Tayyip, sen bizim iktidar ortağımızsın ama adımını denk at! Sonra seni de çiğ çiğ yeriz. Desteğimizi çektiğimiz anda çukurda yuvarlanırsın…”

***

Fetullah, sıradan bir vaiz. 1960‘lı yıllarda Diyanet’in sınavına girdi, başarılı olamadı. Sonra bir kez daha girdi ve orta derece ile vaizliğe kabul edildi.

Çeşitli yerlerde bu görevde bulundu.

Ağzı çok güzel laf yapıyor, yanına ilginç ve paralı adamlar topluyordu.

Çevresi suya atılan taşın yarattığı halkalar gibi, giderek genişledi.

Günün birinde hakkında DGM’de dava açıldı.

Beraat etti ama Fetullah korkmuştu.

Çareyi yurt dışına gitmekte buldu.

Yıl 1999. Fetullah ABD’ye gidip Pensilvanya Eyaleti’ne yerleşti. Müritleri tarafından orada yaşaması için görkemli bir çiftlik satın alındı.

Muhteşem bir yer. Gak deyince ekmek, guk deyince su geliyor!

Hizmetkarları yanında. Şoförler, bakıcılar, uşaklar, temizlikçiler, aşçılar, teknik ekipler, doktorlar, korumalar, sekreterler…

Özel medyası, gazete ve televizyonları Türkiye’de kuruldu.

Her gün oralarda görüş bildiriyor, çok değerli fikirlerini açıklıyor, Allah falan diyor, peygamberden söz ediyor, insanlıktan dem vuruyor!

Cemaat ekibi Türkiye’de hiç boş durmadı. Yüzlerce okul, kolej, dershane, özel yurt, hatta üniversiteler kurdular.

Buralarda genç beyinler Fetullah ilkeleri doğrultusunda eğitiliyor.

Kendi elemanlarını devlete başarıyla yerleştirdiler.

***

Fetullah 1999‘dan bu yana, söylemesi ayıp olacak ama tam
13 yıldan beri ABD’de krallar gibi yaşıyor.

İyi de, oralardan ahkam kesmek biraz ayıp-garip kaçıyor.

İki koalisyon ortağının, AKP-Fetullah ikilisinin arası şimdi birazcık bozuldu.

Fetullah medyası, ortağı AKP’ye ufaktan ufaktan bindirmeye, eleştirmeye başladı.

Bu iki ortağın arasına kara kedi girmesi vahim bir durum.

Sürtüşme devam ederse AKP bölünebilir…

Çünkü AKP’nin içinde hem Fetullah yandaşları var, hem de ona karşı çıkanlar.

Ancak ikinci kesim sesini fazla yükseltmekten korkuyor.

***

Geçtiğimiz günlerde Fetullah ekibinin Türkçe Olimpiyatları
gösterileri yapıldı.

Dünyanın dört bir yanında açtıkları okullarda derledikleri küçük çocuklardan yetenekli olanları seçmişler, onlara Türkçe şarkılar ve halk dansları öğretmişlerdi.

Sonra çocuklar her yıl olduğu gibi bu yıl da topluca Türkiye’ye getirildi…

Türkiye’nin dört bir yanında devletin bütün spor salonları, bütün stadyumları onlara açıldı. Çocuklara konser verdirildi.

(Bu iş için spor salonları ile stadyumlara kira parası verip vermedikleri bilinmiyor. Sorsak da yanıt verilmiyor.)

Çocuklar ekiplere ayrıldı, ne kadar gazete ve televizyon bürosu varsa, yargı kuruluşu varsa, her yere götürüldü. Ekip başları direktif veriyordu:

“Hadi bakalım, amcalara teyzelere biraz şarkı söyleyin…”

***

Gösterinin son bölümü önceki gece İstanbul’da Arena Stadı’nda yapıldı. Kambersiz düğün olmaz atasözü uyarınca Tayyip ve ekibi de gösterileri onurlandırdı.

Önceden televizyonlara haber salındı:

“Sayın Başbakanımız gece Fetullah olimpiyatlarında çok önemli bir konuşma yapacaktır. Canlı yayınlanması…”

Perşembe gecesi dizisi olan birkaç kanal dışında ötekilerin tümü, bu atraksiyonu canlı yayınladı.

Tayyip, başkaları tarafından hazırlanmış konuşma metnini önündeki cam levhalardan okumaya, gösterisini el kol hareketleri ve mimiklerle süsleyerek Fetullah’a seslenmeye başladı!

Aralarına giren kara kediyi kovmaya, koalisyon ortağının gönlünü almaya çalışıyordu!

“Kardeşlerim, gurbet hasrettir. Hasretin bedeli çok ağırdır. Gurbet aynı zamanda garipliktir. Diyoruz ki bu sıla hasreti artık bitmelidir. Bitsin istiyoruz. Biz gurbette olup şu vatan topraklarının hasreti içinde olanları aramızda görmek istiyoruz.”

***

Bu sözleri duyan zanneder ki, Fetullah ABD’ye yerleşirken korktuğu bir şey vardır!

Sürgüne gönderilmiştir, hakkında tutuklama kararı vardır ya da mahkumiyet aldığı için kaçmıştır falan filan!

Yok böyle bir şey.

Oraya kendi özgür iradesiyle gidip yerleşti.

Türkiye’yi ABD’den yönetmek daha kolayına geldiği için de,
13 yıldan beri dönmedi, dönmüyor.

Onun müritleri, ona inananlar kendisine soramıyor:

“Hocaefendi, senin ne işin var o Hıristiyan dünyasında? Niçin gittin?

Türkiye’yi niçin oradan yönetiyorsun?

Orada hangi gelirin ve paranla o görkemli çiftliklerde yaşıyorsun?

Harcamalarını kim yapıyor? Bu nasıl Müslümanlıktır?..”

Dikkat ediniz, biz sorunca da bu sorulara hiçbir zaman yanıt verilmiyor.

***

Fetullah, koalisyon ortağı Tayyip kendisini çağırdı diye ABD‘yi bırakıp Türkiye’ye döner mi? Bilemem!

Anımsayın, şeriatçı imam Humeyni’nin 1979 yılında sürgünde olduğu Paris’ten Tahran’a dönüşü tek kelimeyle muhteşem olmuş, orada milyonlarca insan tarafından büyük gösterilerle karşılanmış ve devletin başına geçmişti. Ama o bir sürgündü, Şah tarafından yurt dışına şutlanmıştı.

Bizim imam ise sürgün değil. Oralara kendi özgür iradesiyle gidip yerleşti.

Gelirse yine benzer gövde gösterileri yapılır mı? Yapılmasına Tayyip izin verir mi, yoksa “Adam gibi gelsin, gösteri yaptırmasın, haddini aşmasın” falan der mi?

Ya da bizimkinin gelip çalışmalarını burada sürdürmeye başlamasıyla Türkiye’nin İslam devletine dönüşme süreci hızlanır mı?

Vallahi onu da bilemem, bilsem size söylemez miyim!

Benim bildiğim tek şey, ülkemizin ne durumlara düşürüldüğüdür.

Ne vaizmiş be! Kaderimiz bunların, hele ilkokul mezunu bir vaizin elinde.
Vay bizim halimize!

Emin Çölaşan
Sözcü