Durmak yok, yola devam!



Bugün size inanılmaz bir olay anlatacağım.

Yarım asra yaklaşan meslek yaşamımda buna benzer bir olayı ne gördüm, ne de duydum!

Olayın mağduru Ankara'da 40 yıldır medikal (tıbbi) malzeme satışı yapan bir firma.

İsim vermiyorum, çünkü benzer mağduriyeti yaşayan birçok şirket var.

Sözünü ettiğim firma, 2010 yılında Hacettepe Üniversitesi Hastanesi'nin ihalesini kazanıyor. Malum, ihale alabilmek için en düşük fiyatı vermek, ürünü de onaylatmak gerekiyor.

En düşük fiyatla alınan ihale sonrasında faturalar kesilip ürünler teslim ediliyor. Hastane de kullanıyor. Firma, bu satışın vergisini de peşinen yatırıyor. (Tüm belgeler elimde.)

Sıra alacakların tahsilatına gelince, koskoca üniversite bin bir dereden su getirerek, ödemeleri erteliyor.

Aradan aylar, hatta yıllar geçiyor ama ödemeler bir türlü yapılmıyor!

***

Piyasalar şöyle iyi, böyle iyi masallarını anlatan tele-voleci liboş ekonomi uzmanlarına bakmayın.

Esnaf kan ağlıyor. Kime sorsanız, işlerin durgunluğundan yakınıyor.

Hacettepe Üniversitesi'ne medikal malzeme veren firma da piyasadaki sıkıntıyı yaşayanlardan.

İşlerin kötü gitmesi nedeniyle birçok çalışanının işine son vermek zorunda kalmış!

Bıçak kemiğe dayanınca, firma sahibi, üniversite hastanesinde ödemelerden sorumlu Prof. Dr. İ.Ş'yi arıyor:

“Hocam hastanenizden alacaklarımız var ama uzun süredir hiçbir ödeme yapmıyorsunuz, neden?'' diye soruyor.

Hoca ne dese beğenirsiniz!

''Biz henüz 2009 yılının ödemelerini yapıyoruz!.. Bunu yaparken de firmalara alacaklarının yüzde 10-15''inden feragat etmelerini, yani vazgeçmelerini söylüyoruz! Feragatte bulunanlar paralarını alıyor, bulunmayan bekliyor!..

Sizin alacağınız ise, 2010 yılına, yani daha yakın bir tarihe ait. Size ödeme yapabilmemiz, alacağınızın yüzde 25'inden vazgeçmenize bağlı!..

Feragatname imzalarsanız alırsınız, olmazsa beklersiniz!''

Anlı şanlı üniversitenin yaptığı teklife bakın!

Teklif değil, adeta gasp!

Firma taahhüt ettiği ürünün teslimini 1 gün geciktirse ceza ödüyor, üniversite ise ödemesi gereken paranın üstüne yıllarca yatabiliyor!

Ödemeyi lütfen yapmak için de, firmaya alacağının yüzde 25'inden vazgeçmesini dayatıyor.

Zaten zor durumdaki kuruluş iflas edecekmiş, çalışanlar işlerini kaybedecekmiş, kimsenin umurunda değil!

Bir Allah'ın kulu çıkıp da, bu gaspın hesabını soramıyor.

Bu nasıl bir düzendir, anlayan beri gelsin!

Demek ki işler böyle yürüyor.

Paranın üstüne yat ve yürü!

Durmak yok, yola devam!

***

Namusuyla çalışan medikal firması iflasın eşiğine getirilirken, işini kitabına uyduranlar köşeleri dönüyor!

Bitkisel gıda takviyesi sektöründe şarlatanlar, diledikleri gibi at oynatabiliyor.

Arena programında sahte ilaç üretip, piyasaya süren bir firmayı ortaya çıkarmıştık.

Firmanın İstanbul-Kartal'daki fabrikasının görünümü mide bulandırıcıydı. Pislik kol geziyor, hijyenin “h''si bulunmuyordu.

Öyle ki, yerlere dökülen ilaç etken maddeleri atılmayıp süpürgeyle toplanıyor ve yeniden karışımların yapıldığı kazanlara boşaltılıyordu!..

Üretim bittikten sonra aynı kazanlarda işçiler, hortumla duş yapıyorlardı!..

Fabrikada sahtelerin yanı sıra, bazı ciddi kuruluşlara fason ilaçların üretiliyor olması da, son derece düşündürücüydü.

Gözü kara firma sahibi için üretilmeyecek sahte ilaç yok gibiydi.

Örneğin Arena programı Genel Koordinatörü Mine Özbek, ilaç siparişi veren kişi görünümünde kendisiyle pazarlık ederken “Dilediği kadar Viagra üretebileceğini'' söylemişti!

***

Rezalet ekrana gelince savcılık soruşturma başlattı.

Firma sahibi hakkında yanılmıyorsam 40 yıla kadar hapis cezası istendi.

Sonra ne oldu biliyor musunuz?

Adam birkaç aylık cezaya mahkum oldu, o da paraya çevrildi!..

Dağ fare bile doğurmamıştı!..

Araştırınca gördük ki, daha önce de benzer soruşturmalar geçirmiş ve hepsinden yakayı sıyırmış!

***

Caydırıcı ceza verilmeyince ibret de alınmıyor!

Nitekim aynı kişi, 2 yıl önce bu kez uyuşturucu çetesine kimyevi madde satarken yakalandı.

Şimdi tutuksuz olarak 1-9 yıl arasında hapis cezası istemiyle yargılanıyor.

Şu sıralar ne yapıyor biliyor musunuz?

Her türlü bitkisel gıda takviyesi üretiyor!..

Hem de ''saygın firma'' sloganıyla!..

Dürüst çalışanların paraları gasp edilip batırılıyor, halkın sağlığıyla oynamayı alışkanlık haline getirenler, ''saygın firma'' sayılıyor!

Bakarsınız bu saygın (!) firma, yakında ürünlerine üniversitelerden destek almaya da başlar.

Bitkisel tedavi uzmanı sahte profesörlerden biriyle anlaştığında, işlem tamamdır!

Uğur Dündar
Sözcü