Dönüşü tantanalı olur!




Birinin gücü “Hocaefendi” etiketine sığmaz olmuş. Diğerinin gücü “Başbakan” unvanının çok ötesine geçmiş.
Özetle çağrı şuydu:
Okyanuslar, ovalar, dağlar ile kıtalar kalksın aradan. Senin “hasretin bizi yaktı” kavuştursun yaradan.
Ayrılık acısı çekermiş!
Duygularını şiirsel anlattı.
“Sıla hasreti artık bitmelidir” dediği anda TT Arena futbol stadını dolduran 52 bin kişi uzun süre alkışladı. Örgütlü, tembihli kalabalık “zaten stada alkışlamak için gelmişlerdi” diyelim ama bir gerçek var, gerçeği de bilelim.
İkisi de özünde potikacı.
İkisi de gücünü siyasetten alıyor.
İkisi de aynı sudan içiyorlar.
Aynı davayı güdüyorlar.

İkisi de dünya jandarması ABD’yi arkasına almış “referansı İslam olan” muhafazakar parfümlü yolda yürüyerek Türkiye’yi kendi gönüllerindeki düzene dönüştürmek istiyorlar.
İsteklerini başardılar.
İkisinin de iki aleti var.
İkisi de okullar açıyor.
İkisi de hastane kuruyor.
İkisi de “eğitim ve sağlığı” hizmet götürme aracı yapıp; bunlarla halkı kazanıyor ve bugüne kadar “işbirliği-güç birliği-dava beraberliği” içinde iktidar olmuş, hedeflerine yürüyorlar.

Xxx

Kavgalı görüntüsü verdiler.
Soğukluk, İsrail askerlerinin Marmara Gemisi’nde Türk vatandaşı kurşunlamasıyla doğdu. Hocaefendi’nin de İsrail’i eleştirmesi beklenirken, tersi oldu. Hocaefendi, “Niçin İsrail’den habersiz Filistinli Müslümanlara yardım gemisi gönderiyorsun?” anlamına gelen serzenişli sözlerle “dava arkadaşı Başbakanı” eleştirdi. Eleştiriyle de yetinmedi, gücünü “Başbakan’ın adamı MİT Müsteşarı’nın kellesini istemeye” kadar vardırdı.
İpler giderek geriliyordu.
Hakim ve savcı tayinleri oldu.
Hocaefendi papağanı yazarlar, “rüzgar şimdi bizden yana esiyor, rüzgar bir döner de darbe olursa ne yaparız” korkusuyla Başbakan’ın kalemleriyle atışmaya girmişlerdi ki, “bunca yıldır hasretini çekerim…Dön gel artık…” çağrısıyla iki tarafın tabanına seslenme yapıldı.
Biz aynı kabuk içindeyiz.
Bir badem içi gibiyiz.
Birbirimizi yersek iktidar gider.

Xxx

İktidar çok tatlıydı.
Çözülme olursa iktidar gidebilir, ABD Ortadoğu’ya düzen vermek için Türkiye’yi güdecek yeni liderler bulabilirdi.
İslamı refarans alıyorlardı.
Ama gerçekçiydiler.
Gözleri birbirini yemedi.
Bilek güreşini bitirdiler.
Bir taraf diğer tarafı yiyecek kadar güçlü değilmiş. Bunu anladık. İktidar kavgalarını ve bölüşüm çekişmelerini eski Osmanlı vezirlerinin toplandığı Kubbe Divan’ı gibi yüksek saray duvarlarıyla dışarıdakilere kapattılar. Tek başına iktidar arzularını, kendi divanlarının duvarları içine şimdilik gömdüler.
Hocaefendi döner mi?
Gidişi çok sessiz olmuştu.
Dönüşü tantanalı olur.

KUTU
(uyan borusu)

Tahterevalli
modeli hazırlığına
başlanır!

Anayasa Mahkemesi, beklenen kararını verdi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 7 yıl görev yapacak. Gül 7 yıl bitince ikinci kez “cumhurbaşkanı adayı” olabilecek. İkinci kez seçildiğinde görev süresi bu kez 5 yıla inecek. Tayyip Erdoğan’ın karşısında aday olur mu? Bilinmez. Ancak bugünden itibaren “tahterevalli modeli” hazırlığına başlanır. AKP kurmayları bu modeli önermişlerdi. Abdullah Gül aşağı, Tayyip Erdoğan yukarı. Abdullah Gül Başbakan, Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı. Hop yukarı, hop aşağı. İşte muhafazakar demokrasi!