Beleş köprü! Soysuz rüşvet!
Bunun soylusu da olmaz fakat verilen gerçekten soysuz bir rüşvet.
Çok adi, bayağının bayağısı kandırmaca…. Gerçekten “aşağılayan” bir avanta sunuş…
Vereni batırır.
Alanı yerin dibine sokar.
Dünyanın en geri, en sefil, vatandaşlık bilinci ve demokrat kişiliği gelişmemiş insan topluluklarında olur. Bu kadar adi bir rüşveti teklif etme cesaretini çok geri toplumları yöneten krallar, padişahlar, feodal ağalar, diktatörler, tek adamlar göze alabilirler.
O öfke patlamaları…
O kızgın yüz ifadeleri…
O, bir ay boyunca otomobilleri, otobüsleri, minibüsleri, kamyonları, otobüsleri içinde mağdur edilmiş, zamanı çalınmış, sinir sistemi felç edilmiş olduğu için “bu kadar da olmaz… “ isyanını haklı olarak yükselten vatandaşlık tepkisi, beleş bir köprü geçişi rüşvetiyle noktalandı. Bu rüşveti vererek Başbakan, 18 milyon İstanbul insanına ve 73 milyon Türkiye halkına şunu söyledi.
Ben sizden biriyim.
Ben sizi tanırım.
Siz rüşvete teşnesiniz.
Veririm bir torba nohut.
Oyunuzu alırım.
Veririm bir küfe kömür.
Oyunuzu alırım.
Veririm çocuğunuza bedava kitap
Oyunuzu alırım.
Veririm beleş köprü geçişi.
Vatandaşlık bilincinizi alırım.
Veririm bir koltuk.
Numan’ı da alırım.
***
Kimse isyan etmedi.
Paris’i, Londra’yı, Newyork’u, Tokyo’yu aratmayacak yükseklikte vergilerin toplandığı ve “uyduruk, plansız, fizibilitesiz çılgın projelerle kent rantının tavan yaptırıldığı” ve belli azınlığın zengin edildiği İstanbul’da; köprü tamirinin doğuracağı “trafik akışındaki felç oluşun” planlaması yapılmamıştı.
Köprüler tamire alınmış.
Önlem düşünülmemişti.
Trafiğin akşam sabah saatlerinde “çileye dönüştüğü” bilindiği halde köprüler bakıma alınıp, şerit sayısı 1’e- indiğinde “çilenin cinnete varacağı” düşünülmemişti.
Araba vapuru artırılmamış.
Kent içi geçişler yaratılmamış.
İki yaka arasına çok sık otobüs bağlantılı vapur seferleri konulmamış, halk önceden haberdar edilmemiş fakat İstanbul trafiğinin taşıyıcı iki damarı E-5 ve TEM Oto yolları üzerindeki iki köprü (Haliç ve Fatih) aynı tarihte bakıma alınmıştı.
***
Vali, Belediye Başkanı, Karayolları Genel Müdürü, Ulaştırma Bakanı; “Bakımlar zorunlu. Çile kaçınılmaz” diyorlardı. Kendisine Başbakanlık yolunu açtığı ve “Tek Adamlık” gücüne kavuşmasına alt yapı hazırladığı Başbakan da “İstanbul’da halkın çektiği çilenin” oyları etkileyeceğini görmüş olmalı ki, “Köprü geçişlerini iki ay parasız” yaptı.
Öfkeye rüşvet uzattı.
Çok soysuz bir rüşvet.
Verenin de yüzünü kızartır.
Alanın da onurunu öldürür.
Bir kişi bile çıkmadı.
Bana çile yaşattın.
Ver hesabını demedi.
Kimse isyan etmedi.
73 milyon “Numan” yapıldı.
“Hepiniz Numansınız” denildi.
(uyan borusu)
Polat Tower’i
TOKİ yapsaydı
bodrum katlarında
kapıcı çocukları yanardı.
İstanbul’da bir adı Türkçe öbür adı İngilizce “Polat Tower” isimli 42 katlı içinde zenginlerin yaşadığı lüks gökdelen, ucundan tutuşturulmuş mangal çırası gibi yanmaya başladı. Yangın önleme sistemi, yangın merdivenleri sistemi, yangın tahliye sistemi doğru ve zamanında çalıştığı için ölen, yanan, boğulan, çocukları yandığı için çırpınıp ağıtlar yapan olmadı. Polat Tower’i TOKİ yapsaydı, bodrum katlarında kapıcı çocukları yanardı. Bakan da “TOKİ’nin bina yapımında bir hatası yok, yangın beklenenden büyük oldu” diye demeç verir, toplumu rahatlatırdı.
