Copla iletişim!
BDP hafta sonu Diyarbakır’da miting yapmak isteyince coplar havada uçuştu...
Yaşananları görünce, Diyarbakırlı bir dostumdan Ulu Camii’nin önündeki kahvede
dinlediğim şu hikayeyi hatırladım.
*
Yıllar önce Diyarbakır’da bir yürüyüş yapılmak istenir.
‘PKK’ya yakınlığı ile bilinen bazı grupların’ organize ettiği yürüyüş için
Emniyet ve Jandarma valiliğe “İstihbarat aldık. Örgüt eylem yapacak.
Kesinlikle izin vermeyin” diye rapor verir.
Dönemin Valisi Efkan Ala buna rağmen izin verir.
İzine de kalmaz, polise “Grup şiddete başvurmadığı sürece
kesinlikle müdahale etmeyeceksiniz” diye talimat verir.
Sloganlar, pankartlar eşliğinde yürüyüş başlar...
10 dakika sonra polis telsizinden bir anons geçer:
“Grup valiliğin önündeki caddeden geçmek istiyor, müdahale edelim mi?”
Vali Efkan Ala yanıt verir: “Buyursun geçsinler... Hatta yukarı gelsinler
bir çay ikram edeyim. Aynen söyleyin...”
Sonuçta müdahale edilmez... Binlerce kişi müthiş bir gürültü-patırtı ile valilik
binasının önüne geldiğinde beklenmedik bir olay olur: Bir anda ses kesilir,
pankartlar indirilir...
Kalabalık valilik binasının önünden çıt çıkarmadan geçer...
Herkes şok olmuştur!
Ertesi gün Vali Efkan Ala yürüyüşü tertip eden gruptan birkaç kişiyi yanına
çağırır ve sorar, “Valiliğin önünden geçerken niye sustunuz?”
Aldığı cevap şudur:
“Sen bize insanlık ettin, biz sana niye saygısızlık edelim Vali Bey!”
*
“Terörü besleyen damarları kurutacağız” diye bir laf vardır hani...
30 yıldır söylenir durur...
Peki, nedir o damarlar? Nerededir?
Hepsini bilmem, ama bir tanesini söyleyeyim:
Terörü besleyen damar ‘yürüyen’ insana sallanan polis copudur,
60 yaşındaki kadının gözüne sıkılan biber gazıdır!
*
Diyarbakır’a yüzlerce emniyet müdürü-vali geldi…
Ama bunlardan iki tanesi unutulmadı…
Biri rahmetli Emniyet Müdürü Gaffar Okkan diğeri ise Vali Efkan Ala’dır.
Neden biliyor musunuz?
Polis copuyla değil, sözleriyle...
Panzerle-biber gazıyla değil, kalpten kalbe kurulan bir köprüyle sorun çözdükleri için!
