Savaş ihtimali



Genelkurmay Başkanı’nın bir sözü dünkü gazetelerden birinin manşetine çıkmıştı.

Akşam’ın Genel Yayın Müdürü İsmail Küçükkaya “Bir uçağımız düşürüldü ve iki pilotumuz şehit edildi. Mütekabiliyet nasıl sağlanacak?” diye sorunca Orgeneral Necdet Özel şu cevabı vermiş:

“Savaş çıkaracak hâlimiz yok!”

Komşu bir ülke ile ilişkilerin gerildiği dönemlerde savaş davete bağlı olarak gelmez.

Savaşların çoğu kaza ile çıkar.

Orgeneral Özel’in sözü savaş istemeyen çoğunluğun elbette hoşuna gitmiştir ama korkarız ki muhatap ülke üstünde cüretlendirici etki yaratacaktır.

Suriye diktatörü ümidini kaybettiği noktada içerideki sorunu dışarı taşıyarak kendine yeni bir fırsat yaratmaya çalışacak olursa bunu Türk Genelkurmayı savaş istemese bile yapabilir.

Burada önemli olan komşudaki iç kavganın tarafı durumuna düşmemektir.

Türkiye’nin yakın tarihi, barışın zaferine tanıklık ediyor. İkinci Dünya Harbi’nin yangınında İsmet İnönü’nün tarafsızlık siyaseti ülkeyi ve milleti savaşın ateşinden yıkımdan korumuştur.

İktidar sözcülerinin İnönü’yü karalama kampanyası bu gerçeği değiştiremez.

Milli Eğitim Talim Terbiye Dairesi 4 Haziran’da dikkat çekici bir karar aldı.

İsmet İnönü’nün İkinci Dünya Harbi’nde izlediği tarafsızlık politikası uluslararası ilişkiler dersinde öğretilecek konular arasından çıkarıldı.

Meclis’te bir soru önergesi ile kapandı olay. Oysa daha büyük bir tepkinin sebebi olmalıydı.

Herkes merak etmeli:

İnönü’nün ülkeyi savaştan koruyan tarafsızlık siyaseti niçin öğretim programından çıkarılmıştır?

Eğer karar İnönü üstünden yürütülen CHP’ye yönelik kötüleme kampanyasının uzantısı ise üstünde çok durulmayabilir.

Ama niyet, dış politikamızın geleneksel barış zeminini ve hedefini değiştirmekse o zaman daha uyanık olmak gerekecektir.

“Savaş çıkaracak hâlimiz yok” sözü elbette önemlidir.

Ama inandırıcı olması için Genelkurmay Başkanı’nın güvencesi yeterli değildir.

Türkiye’den emin olmak isteyenler bu sözün Başbakan tarafından verildiğini işitmek isteyeceklerdir.

Gençlerle kumar!

İki yıl önce KPSS sorularını çalanların yakalanmaması suç örgütlerine davetiyedir.

Devlet memuru olmak için sınava giren bir milyon dolayındaki gencin öfke, şüphe ve ümitsizliğe düşmesi, mutlaka hesabı sorulacak bir toplumsal suç sayılmalıdır.

“İki yıl önceki KPSS’nin sorularını çalanların yakalanması için Başbakan’ın bizzat emir verdiğini” ama suçluların yakalanmadığını hatırlayanlar bu çağrımızı tebessümle karşılayabilirler.

Ama şu var ki, suçlusu yakalanmamış her sahtecilik yeni suçların yolunu açıyor cüretini veriyor.

Olay keşke ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Demir’in inandığı gibi bir mübalâğa olsa.

Ama kanıtlar ciddidir.

Yarın yapılması beklenen ÖSYM açıklaması, en küçük bir gölge bırakmamalıdır sınavlar üstünde.

Devletin en dürüst ve adaletli uygulaması bu sınavlardı.

Gelenek bozuldu.

İktidar bu durumu onur meselesi yapmalıdır. En küçük bir şüphe sınavın yenilenmesi için yeterli sebep sayılmalıdır.

Gençlerin hayatı ile kumar oynayanlar asla kazanmamalı!