Çocuklara İşkence


ULUSAL eğitimin “bilimsel” olması bir anayasa emridir. Yani, şu ya da bu partinin ve siyasetçinin değil, en yüksek düzeyde hukukun zorunlu kıldığı bir gereklilik.

Her yönüyle. Bu, yalnız verilen eğitimin içeriği bakımından değil, eğitim görecek olanlara uygulanacak kurallar açısından da göz önünde tutulması istenen bir ilke. Başka bir deyimle, öğretimde Mustafa Kemal Atatürk’ün “safsata” dediği konuları öğretemeyeceğiniz gibi, hangi derecede ve yaşta olursa olsun, öğretime tabi tutacağınız vatandaşların, hangi derece ve düzeyde olursa olsun “eğitilebilir” olması gerekir. Başka bir deyişle, bilimsel ölçütlere göre o niteliğe gelmemiş ya da erişmemiş kişilere eğitim vermeye kalkışmanız, hem ulusal ekonomiye hem de ulusal hukuka aykırıdır.

Bu ölçütlere uyulup uyulmadığı konusunda rastgele kişiler ya da kurumlar karar veremez; onda da bilimsellik gerekir; başka bir deyimle, tıbbın, yani tabiplerin, psikolojinin ve psikiyatrinin, yani ruh halinden ve akıl sağlığından anlayanların, pedagojinin, yani öğretim bilimi uzmanlarının devreye girmesi beklenir.

Öyle anlaşılıyor ki, okul yaşının erkene çekilmesi kararlaştırılırken bunların hiçbiri yapılmamış, “dört artı dört”lerin yürürlüğe konması için gereken zamanın bulunması amacıyla bilimsel ölçütlerin dışına çıkılmış. İstanbul Tabip Odası, 60-66 ay yaşını doldurmuş “beş yaş çocukları”nın ruhsal, zihinsel, bilişsel yetersizliklerini uzun bir raporla ortaya koyarak kendi meslektaşlarına, velilere ve resmi makamlara seslenerek herkesi uyarıyor.

Şimdilik, böyle bir yanlışın ilk ve somut sonucu, başka uygar ülkelere göre geç kalınmış olsa da ülkemizde binbir güçlükle başlatılmış olan “okulöncesi öğretim”in güme gitmesidir. Ulusal eğitimin o yönü tam da resmi ya da özel yollardan “anaokulu” ya da “oku öncesi sınıf” yoluyla az çok karşılanmaya çalışılırken, artık, ilkokula kaydın erkene çekilmesiyle yeniden bambaşka bir süreç içine girilmesi isteniyor.

Buna göre başlatılacak şimdiki sürecin neyin nesi olacağı konusunda doğru dürüst hiçbir aydınlatma yok. Değişikliğin “okulöncesi”nin yerini alıp almadığı bile belli değil. Bakanlığın birtakım kişilerinden ara sıra “ilk aylar okula ısınma ya da oyun oynama ayları olacak” türünden acayip açıklamalar duyulmakta. Bunların dışında, en açık aydınlatma günlük bir gazetede çıkan fotoğraf: Küçücük öğrenciler, önlerine sıralanmış musluk dizisinin önünde kollarını alçaltılmış yeni lavabolara uzatmaktalar.

Amaç, yeni sisteme uyum sağlamak için musluklara varıncaya kadar her şeyin yapıldığını göstermektir herhalde.