Suriyeli Muhalif Askerlere Üs mü Olduk?


Sığınmacının askeri ile sivili arasında fark olur mu?

Ülkesini terk ederek bir başka ülkeye kaçan kimse, ilke olarak silahsız ve rütbesizdir.

Oysa Suriyeli rejim karşıtları için insani amaçlarla Hatay sınırımızda kurulmuş olan kamplarda farklı statüler olduğu, Cumhuriyet Halk Partisi adına o kampları görmek isteyen Kocaeli Milletvekili Prof. Hurşit Güneş ile eski DİSK Başkanı ve İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi’ye uygulanan yasakla ortaya çıktı.

Sivil sığınmacıların kaldığı kampa girebilmek, izin almak koşulu ile mümkünmüş.

Askerken ülkelerinden kaçanlara giriş iznini ise, kaldıkları kampın eli silahlı yöneticisi, Esad muhalifi Abu Hüseyin Nami “olmaz” dediği için verilememiş!

Abu Hüseyin Nami Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde ana muhalefet partisi üyesi iki millet temsilcisine, kamplarının farklı statüye tabi olduklarını ileri söyleyerek nasıl “yasak” diyebiliyor?

Ve Türkiye’nin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu da, gerektiği zaman kendisini de denetleme yetkisine sahip bu parlamenterlerden kendi ülkelerindeki sığınmacılar tarafından küstahça uygulanan bu yasağa baş eğmelerini isteyebiliyor!

Sayın Başbakan, iki gündür medyamızda yer alan bu konuyu okumuş olduğunuzu varsayarak size bir ilke sözünüzün hatırlatmak istiyorum:

“Ülkemde seçilmişler, atanmışların üstündedir” diyen siz değil miydiniz?

Üstelik bizim uyruğumuzda olmayan bir isyancı mülteci, iki seçilmiş milletvekiline bizim toprağımızda nasıl yasak uygulayabiliyor? Buna dağdaki gelmiş, bağdakini istememiş demezler mi?

O iki seçilmiş milletvekilinin, kampta atanmış Türk görevliler karşısında ne duruma düştüklerini Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı başta, tüm milletvekillerinin düşünmesi gerekiyor.

Şayet o kamp, insani amaçlarla bir başka ülkeye yani bize sığınmak isteyenler için açılmamış da, gizli birtakım işlerin döndüğü bir üs ise; onun da bilinmesi gerekir.

Amerikalı bir senatör ya da Temsilciler Meclisi üyesi, kendi bayraklarının dalgalandığı her yere rahatlıkla girerek yöneticilerini sorguya bile çekme olanağına sahip.

Türk milletvekillerinin yetkileri ise iktidar partisi üyesi olanlarla olmayanlar arasında farklı olarak değişiyorsa, herkes bilsin ve hesabını da ona göre yapsın.

Dün bu yazıyı hazırladığım saate, yani 16.00’ya kadar TBMM Başkanı Çiçek’ten bu konuda hiçbir tepki medyaya yansımamıştı.

Hatay Valisi’nin bir kripto gibi çözülmesi gereken açıklamaları da, asker sığınmacıların kaldığı kamplardan yansıyan haberler de halk söylemi ile kapalı kapıların arkasında mide bulandırıcı işlerin döndüğünün işaretleri ile dolu.

Tüm bu sevimsiz gelişmeleri okuyup, güney sınırlarımızda ve özellikle Hatay’da uyuyan yılanın kuyruğuna bastığımızın hâlâ farkına varmıyor muyuz?

Topraklarımızı başka ülkelerdeki rejim muhaliflerinin sığınması için açmaya evet...

Ama bu toprakları başkalarına saldırı amacıyla kullandırtmaya kocaman bir hayır demeliyiz.