Ulusal Mutabakat?


Kaçak Suriyeli generallerin, subayların emirlerine sunulan Hatay’daki Apaydın kampına milletin vekillerinin girmesi yasak!

Beşşar Esad’a göre her biri hain, bize göre Esad’a karşı çıktıkları için herhalde

kahraman Suriyeli generaller, subaylar; örneğin Suriye’deki muhalefete asker mi eğitiyorlar? Suud’dan Katar’dan gelen silahların Halep’e, Şam’a iletilmesini mi planlıyorlar? Ya da gündüz Suriye’ye geçip savaşıyor, geceleri dönüp hükümetin sağladığı yaşam nimetlerinden mi yararlanıyorlar bu kampta?

Hükümetin açıklamalarına bakılırsa; milletin vekilleri her kampa girebilirlermiş amma...

…ana muhalefet partisinin genel başkan yardımcılığı gibi önemli bir görev üstlenen Kocaeli Milletvekili Hurşit Güneş’in Apaydın kampına girmesi yassak!

Sözcü Bülent Arınç’ın TV’de söylediğine göre; meğer Apaydın kampı, Birleşmiş Milletler’in kurallarına göre vekillere yasak bölgeymiş!

***

Bakın bu ülke, nasıl ülke? TBMM’nin çıkardığı bir yasa; inandırıcı, somut nedenler saymadan uzun süreli tutukluların tahliyesini emrediyor.

Silivri yargıçları yasanın emrettiği koşulları umursamadan entipüften iki satırlık klasik bir gerekçe ile tahliye taleplerini reddediyor.

Yasayı çıkaran TBMM Başkanı Cemil Çiçek, “3. yargı paketinde yapılan önemli düzenlemelerle uzun tutukluluk, önüne geleni tutuklamaların önüne geçme, adil kontrol sistemini uygulamalarını” mahkemenin hiçe saymasından yakınıyor.

HSYK tabii, hükümetten başkanı olan Adalet Bakanı aracılığıyla bir işaret gelmedikçe, Silivri yargıçlarını değiştirmiyor ya da en azından yasanın öngördüğü kuralları uygulama gereğini yargıçlara anımsatmıyor.

***

Sığınmacı Suriyeli askerler muhaliflere omuz vererek Esad’a karşı savaşacak yerde pılılarını pırtılarını toplayıp Türkiye’ye kaçtıkları yetmezmiş gibi, kampa giriş yasağı konulması gibi bir kuralın uygulanmasını da hükümete dayatıyorlar.

Hükümet de dayatmalara arka çıkıyor.

TBMM’den izin almayan, en azından TBMM’de milleti temsil eden partilere bilgi vermeyen bu hükümet:

Türkiye üzerinden silahların Suriye’ye geçmesine, kamptaki çadırlardan Suriye’deki iç savaşın yönetilmesine, gündüz silahlı gece külahlı insanların barınmasına izin ve her türlü desteği veriyor. Tutuklu gazetecinin yaşamından sorumlu tuttuğu, hâlâ meşru saydığı Şam iktidarına karşı Türkiye’yi Suriye’de savaşan ülke durumuna getiriyor.

Bu olaylar bir yana atılıyor. Ulusal bir sorun olan terörle savaş üzerinde yeni öneriler içeren çıkışlar gündemde yer alıyor.

Meclis Başkanı 11 maddelik ulusal mutabakat çağrısı yapıyor.

Gerekçede; PKK’nin Gaziantep katliamından sonra cenaze töreninde devletin sergilediği birlikteliğin devamını istediğini belirtiyor.

Hükümet adına çağrıyı yorumlayan Bay Arınç; Çiçek’e sesleniyor: “Neyi amaçlıyor çağrınız, muhatabınız kim?”

Ulusal mutabakatın karargâhı TBMM.

CHP sözcüsü Haluk Koç; Meclis Başkanı’nın içtüzüğün Meclis’i olağanüstü toplantıya çağırma yetkisini kullanmasını ve ulusal mutabakatın ancak bu toplantılarda konuşulabileceğini söylüyor.

Yankı bulmuyor.

***

Açıklamalar gösteriyor ki; PKK yoldaşı BDP ve ulusal mutabakatı temsil ettiği iddiasında olan RTE ile ne böylesi çağrı ne de milletin arzu ettiği ulusal mutabakat gerçekleşebilir.

Cemil Çiçek’in; “Benim terörist dediğime başkası gerilla diyorsa!” cümlesi, çağrının zaten gerçekleşmeyeceğinin itirafı değil mi?