Hükümetin terör paniği
TBMM Başkanı Cemil Çiçek, teröre karşı siyasi partileri, sivil toplum örgütlerini ve halkı birlikte hareket etmeye çağıran 11 maddelik bir bildiri yayınladı. “Teröre karşı ulusal mutabakat” başlığıyla yayınlanan bildiriyi okuyunca hükümetin terörle mücadelede neden başarısız olduğunu daha iyi anlıyorsunuz.
Çünkü yayınlanan bildiri içi boş, “ben çağrı yaptım gelmediler” mazereti oluşsun diye yapılmış anlaşılan. Çünkü ne terörden, ne terörün sebeplerinden haberi olan kişilerin kaleme aldığı bir bildiri bu. Kısa süre önce “Meclis’te teröre karşı toplantı yapılmasına” karşı çıkan, “ortada ciddi bir terör sorunu yok, sizin isteğinizle Meclis mi toplanırmış” diyen hükümet, şimdi sadece Meclis’i değil Meclis dışındaki partileri ve sivil tolum kuruluşlarını da işbirliğine çağırıyor.
Ama “kendilerinden başka” bu çağrıya kulak asan olacağını sanmam.
Zira kendilerinin de inanmadıkları şeyler var bildiride:
Mesela diyorlar ki;
“Daha demokratik, daha eşitlikçi ve daha özgürlükçü bir devlet toplum ilişkisi tesisi için yurttaşlarımızın bireysel hak ve özgürlüklerini çoğulculuk anlayışı çerçevesinde ve daha geniş bir bakış açısıyla güvence altına alacak yeni bir anayasa toplumun tüm kesimlerinin katılımı ve mutabakatı da sağlanmak suretiyle süratle hazırlanacaktır.”
Terörle mücadele için “anayasa değişikliğinin getireceği hak ve özgürlükleri” gündeme getiriyorlar. Bakırköy Müftüsü Zakir Uzun’un CHP’nin düzenlediği iftara katıldığı için sürgün edildiği haberi ile aynı gün yayınlandı “bu deklarasyon.”
Bu ülkede müftülerin, yapılan bir davete icabet edip iftara katıldı diye sürgün edildiği ortamda hükümet, “bireysel hak ve özgürlüklerden” bahsediyor. Terörle mücadeleden bahsediyor!
Uzatıp toplamayın kardeşim. Gidin gücünüz yetiyorsa Kandil’i temizleyin. ABD’ye rest çekip, Barzani’ye hesap sorun. Gidin Kandil’i eşkıyanın başına yıkın. Bunu yapamıyorsanız boşuna deklarasyondu şuydu buydu diye milleti kandırmayın.
Terörle mücadelede profesyonel askerler kullanılacaktı, sınıra özel polisler yerleştirilecekti, özel harekâtçılar yeniden devreye sokulacaktı diye bin türlü çözüm ürettiniz ama hepsi elinizde patladı. Çünkü terörle mücadeleye sizin inancınız yok ki “dağda savaşanların” olsun.
Güneydoğu’da “kırsal PKK’nın eline geçti.” Asker karakollara hapsoldu. Arazi hâkimiyeti Türkiye’nin elinde değil. Bu durum 1984 yılının acemiliğine geri döndüğümüzü gösteriyor.
Aksi halde Şemdinli’de 1 aydır süren savaşı, 1 aydır Hakkari’nin dağına bayırına, yoluna yolcusuna PKK’nın hâkim olmasını başka türlü izah edemezsiniz.
Bu arada Cemil Çiçek’in “teröre karşı ulusal mutabakat” çağrısında bir de ekonomik çözüm var. Diyor ki;
“Güneydoğu Anadolu bölgesinin temel sorunlarından biri ekonomik kalkınmadır. Kalkınma hedefi bütüncül bir yaklaşımla ele alınacak bu doğrultuda toplumsal ve kültürel yaşamdan idari yapılanmaya, ekonomik kalkınmadan bölgesel gelişmeye kadar bir dizi, iktisadi ve kültürel tedbir etkin bir şekilde uygulamaya konulacaktır. “
Sayın Çiçek’e bir çağrım var.
Uzatıp toplamayın. Gidin Haydar Baş Bey’in Milli Ekonomi Modeli’nin Güneydoğu’da nasıl uygulanacağı konusunda kendisinden yardım isteyin, siz de kurtulun millet de…
