Demirtaş, BDP kongresinde konuşuyor
BDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş Kürsüye "Kürdistan seninle gurur duyuyor" sloganı ile çıktı.
BDP 2. Olağanüstü Büyük Kongresi'nde söz alan Selahattin Demirtaş, konuşmasına başladı. Demirtaş'a kongrede kürsüye "Kürdistan seninle gurur duyuyor" sloganıyla çıktı.
BDP Eş genel Başkanı Selahattin Demirtaş, partisinin 2. Olağanüstü Kongresi'nde yaptığı konuşmaya, PKK terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'a özgürlük için başlatılan açlık grevlerine işaret ederek, bu greve katılan 320 tutuklu ve hükümlünün taleplerinin arkasında olduklarını söyledi. Barış ve özgürlük sözlerini bugüne kadar yerine getiremedikleri için halka karşı mahcup olduklarını ifade eden Demirtaş, "Bizler bütün analara söz verdiğimiz barışı özgürlüğü getirinceye kadar mahcubiyetimiz devam edecektir" diye konuştu. Kongrede dinleyicilere, "Sizleri tarihin derinliğine gömmeye çalışanlara karşı bir destan yazdınız. Ortadoğu'da kararlı özgür bir halk olarak yaşama iradesini bütün dünyaya ilan ettiniz" diye seslenen Demirtaş, 1940'lı yıllarda İran'da kısa süre varlık gösteren Mahabat Cumhuriyeti'nin kurucusu Mele Mustafa Barzani'yi, Seyit Rıza'yı, Şeyh Said'i, Bediüzzaman Said Kürdi'yi, Ahmedi Hani'yi, anarak başladığı konuşmasında, "Halkların kardeşliği şiarıyla devrime yürürken her daim genç kalmış Denizleri, Mahirleri, Hüseyinleri, Ulaşları, Ömer Ayna'yı da unutmayacağız işkence tezgahındaki kahkahasıyla işkencecilere dert olmuş İbrahim Kaypakkaya'yı, Mazlum Doğan'ı, Kemal Pir'i, Hayri Durmuş'u unutmayacağız" diye konuştu. Demirtaş, konuşmasında Rüstem Cudi'yi, Halil İbrahim Oruç'u, Yıldırım Ayhan'ı, Orhan Doğan'ı, Mehmet Sincar'ı, Vedat Aydın'ı, Hasret Gültekin'i, Hrant Dink'i, Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani'yi, Kuzey ırak Bölgesel Kürt Yönetimi başkanı mesut Barzani'yi ve PKK terör örgütü elebaşısı Abdullah Öcalan'ı unutmayacaklarını ifade etti. Deirtaş'ın Öcalan'ı unutmayacaklarını söylemesi üzerine tribünler hep birlikte ayağa kalkarak dakikalarca alkışladı. Demirtaş ise tribünlere Türkçe "ya özgürlük ya özgürlük" anlamına gelen "an azadi an azadi" sözleriyle cevap verdi.
Suriye
Demirtaş, Suriye'de her gün yüzlerce sivilin katledildiği bir dönemde biz sessiz kalamayacaklarını belirtti ve "Biz, Suriye'de yaşayan her bir kimliğin özgürleşmesi konusundaki mücadelelerini desteklemenin tarihi sorumluluğumuz olduğunu biliyoruz. Bu vesileyle Suriye'deki demokratik halk muhalefetlerinin bizler tarafından desteklenmesi, Suriye'nin kendi özgürlüğüne kendi kaderini belirleyecek pozisyona gelmesinde çok etkili olacaktır" diye konuştu. Hükümetin çetecilikle özgürlük mücadelesini karıştırdığını, halkın özgücüyle örgütlenmiş muhalefeti desteklemenin en gerçekçi yol olacağını bildiren Demirtaş, "Ben Rojava'dan Suriye Kürdistanı'ndan buraya gelenlere şükranlarımı sunuyorum. Suriye Rojava devrimini buradan selamlamak istiyorum" ifadelerini kullandı.
Kürt sorunu
Kürt sorununun çözümü için öneriler de getiren Demirtaş, temelde Kürt sorununun eşitli, adalet ve barış olmak üzere üç ana başlığa ayrılabileceğini belirtti. Eşitlik başlığının Kürt sorununun temel nedeni olduğunu, anadilde eğitim, kültürünü yayma gibi haklardan yoksun bırakılan Kürt halkının Türkiye'de eşit yurttaş olmadığını, Kürt halkının son 100 yıl içinde sürgünlere, göçlere, işkencelere ve katliamlara maruz kaldığını ileri süren Demirtaş, "Bütün bunların ortaya çıkardığı bir de adalet sorunu vardır. Bu da artık Kürt sorununun bir gerçeğidir. Maalesef eşitlik ve adalet sorunu konusunda ortaya çıkan Kürt isyanları ile bunların şiddetle bastırılması için yapılan askeri operasyonlar nedeniyle barış ihtiyacı ortaya çıkmıştır" dedi. Eşitlik konusunda anayasada ve yasalarda neler yapılabileceğinin BDP grubuyla konuşulabileceğini, BDP'nin bu konuda irade olduğunu, eşitlik konusunda iradenin ortaya çıkması durumunda adalet konusunda çözüme daha kolay ulaşılacağını kaydeden Demirtaş, "Bunun için hakikatler komisyonuna ihtiyaç vardır" dedi.
Özerklik modeli
Kürt sorununun çözümü için iki farklı özerklik modeli üzerinde duran Demirtaş, Türkiye'nin toprak ve nüfus olarak büyük bir ülke olduğunu, bu nedenle böyle bir ülkenin tek bir parlamento ve tek bir siyasi lider tarafından yönetilmesinin demokrasinin ruhuna aykırı olduğunu belirtti ve şunları söyledi:
"Bu kapsamda 15-20 bölgeden oluşmuş özerk bölge yönetimi öneriyoruz. Bizim önerdiğimiz yönetim etnik temelli değildir. Bölgenin sosyo-ekonomik kültürel yapısı göz önüne alınabilir. Bu parçalar, demokratik, şeffaf seçimle işbaşına gelecek parlamentolarla yönetilebilir. Oluşacak parçalar içinde birkaç parça Özerk Kürdistan olabilir. Bölge parlamentoları anadilde eğitim dahil olmak üzere sosyal, kültürel, ekonomik politikalarda yetki sahibi olabilirler. Ülkenin resmi dilinin yanında arzu eden bölge ikinci dil kullanabilir." Türkiye'nin hukuki ihtiyacının tek ve merkezi anayasaya bağlı olmak kaydıyla ve özerklik hukuku çerçevesinde karşılayabileceğini savunan Demirtaş, kendilerinin böyle bir durumda bir ya d birkaç bölgede iktidar olması durumunda o bölgede azami demokrasiyi kurumsallaştırmak için uğraşacaklarını anlattı. Bu modelin kabul görmemesi halinde ikinci önerilerinin sadece Kürdistan bölgesine özgü bir özerklik olduğunu, her halükarda Kürt halkının statü talebi ve anadil talebini vazgeçilmez gördüklerini ifade eden Demirtaş, "Bütün bunların kabul edilmediği seçenekler Kürt halkı tarafından kabul görmeyecektir. Biz karşımızda bu projeleri cesurca tartışacak muhatap bulamıyoruz" diye konuştu. Ortaya koydukları çözüm seçeneklerini uygun bulmayanlara çözüm için ortaya proje koyma çağrısında bulunan Demirtaş, "Ama ben bunları da tartışmam tek dilden tek milletten vazgeçmem derseniz siz ancak kendinizi kandırırsınız. Kürdistan coğrafyasının en kadim köklü halklarından birine tek dili tek milleti dayatmak büyük bir haksızlıktır" değerlendirmesinde bulundu.
Tek dil, tek millet politikasını güdenlere "Eğer Allah dileseydi, elbette sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat verdiği şeylerde sizi imtihan etmek için ümmetlere ayırdı" cümlesini içeren Maide Suresi'ni hatırlatan Demirtaş, "Biz Müslümanız diyorsanız kuran bize bunu emrediyor ötesine bunu anlatmayın" dedi. Bu anlayışın faşizmden kaynaklandığını savunan Demirtaş, bir insanın hem Müslüman hem faşist olamayacağını kaydetti.
Demirtaş, HDK'nın Türkiye'de ilerici devrimci sosyalistlerin bir arada bulunduğu ve barış için çaba gösteren bir platform olduğunu söyledi.
Cumhuriyet
