PKK’lı ve Türk milliyetçisi oğlu


Hülya Avşar En İyi Oyuncu seçilen Abdülkadir Tuncer’in ödülünü verdi.

49. Altın Portakal Uluslararası Film Festivali ödüllerinin dağıtıldığı gece sonunda bazı jüri üyeleriyle otele dönüyoruz...
Filmleri, ödülleri, festival kapanış gecesini konuşuyoruz.
En İyi Film Ödülü’nü alan ve 5 ayrı alanda da “en iyi” ödüllerini toplayan “Güzelliğin On Para Etmez” için dinlediklerimden edindiğim izlenim şöyle:
‘Jüri “compact” bir değerlendirme yöntemini tercih etmiş.
Yani “bir film en iyi ise bunu oluşturan ayrı ayrı katkılar da dikkate alınmalıdır” yaklaşımı bu.
O nedenle 5 ayrı alanda daha “en iyi ödülleri” vermekte kendilerine kısıtlama koymamışlar.
Açıkçası...
“Diğerlerine de ödül dağıtalım. Kimse gönül koymasın” gibi zaman zaman yapılan “jüri çıkmaz” sokağına sapmamışlar.
Kimlerin hakkıysa o...
Bunu sanatına herkesin saygı duyduğu bir kişiden de dinlediğim için daha inandırıcı oluyor.
Ayrıca...
Başka yarışma filmlerine de “Altın Portakallar” ödülleri verildi.
Örneğin “Elveda Katya” filminin kadın oyuncusu da “En İyi Kadın Oyuncu” ödülünü aldı.
Peki...
Ya “En İyi Erkek Oyuncu” ödülünün 12 yaşındaki Abdülkadir Tuncer’e verilmesi?..
Sinemanın deneyimli ve ünlü erkek oyuncularının da filmleri festivaldeydi ama...
12 yaşında bir erkek çocuğunun onları tek geçerek “En İyi Erkek Oyuncu” ödülünü alması dikkat çekici.
Aldığım izlenimlere göre çocuğun hakkı bu.
Küresel ölçekte böyle örnekler var.
“Amerika’da ‘Altıncı His’ filmindeki henüz 15’ine bile varmamış erkek çocuğunun neredeyse Oscar’ı kazanacak kadar heykelciğe yaklaşmış olduğu” konuşuldu.
Çocukların değerlendirilmesi ve onların şöhretler gölgesinde ezilmemesi güzel.
Yabancı filmler arasında yine o yaşlardaki bir kız çocuğunun Altın Portakal alması bir başka işaret.
İkisinin de bunlar, ilk filmleri...
Festival jürileri “genç yönetmenleri” de ödüllendirdi.
Bunlardan biri olan Erdem Tepegöz “ilk film” dalında da “En İyi Yönetmen” ödülünü aldı.’
............................
Jüri Başkanı’nın Hülya Avşar olması epey tartışıldı.
Selçuk Yöntem gibi son yılların en büyük ustalarından biri o jüride yer almışsa, başka saygın isimler de varsa jüriyi ayrıca polemik konusu yapmak gereksiz.

“Elveda Katya” filminde oynayan Anna Andrusenko’ya ödülünü CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu verdi.

GÖĞÜSTEKİ AY-YILDIZ
EN İyi Film Ödülü’nü alan “Güzelliğin On Para Etmez” adına bakarak başka önyargılara neden oluyor.
Ama içeriği 2012 Türkiye insan manzaralarından dramları yansıtmakta.
10 yıl hapis yattıktan sonra Türkiye’den uzak bir başka ülkede yaşamakta olan eski terörist ile oğlunun ilişkisi filmin ekseni...
Daha 12 yaşında bir erkek çocuğun babasına “sen teröristsin” diye haykırışı ve gömleği sıyırarak kalbinin üzerine yaptırdığı “Ay-Yıldız” dövmesini göstermesi hepimizi düşündürmeli.
Kürt ve Türk evlilikleri, onların çocukları ve hatta torunları aslında Türkiye’nin “yeşil hattıdır.”
Fay kırılmalarını, çökmelerini, sosyal ve siyasal depremleri bu kuşak önler.
Ama böyle durumlar da yaşanmakta.
Ayrılıkçı örgütün silah kullanmış bireyi ile Türk milliyetçisi kültüründe yetiştirilmiş bir “sosyolojik laboratuvar deneyimi.”
Farklı etnisitelerin ana ve babalarından doğan çocuklar ötesinde, Kürt iki kardeşten birinin PKK’lı, diğerinin TSK’da asker olduğunu da düşünün.
Türkiye, bu sorunu uygar ve demokratik bir ülke yöntemiyle çözmelidir.
Ve... Elbette güvenlik güçleri Türkiye’nin her santimetre karesinde TC egemenliğini de korumalıdır.

KAYRA’nın kendi bağlarından ilk iki şarabı.

ANADOLU’DAN “BORDEAUX” ŞARAP LEZZETİ
KAYRA Türkiye’nin en büyük alkollü içki üreticisi MEY’in bünyesinde şarap damarı... Türkiye’nin ilk 3’ünden biri.
11 marka ve 80’in üzerinde farklı ürünü var.
60 milyon litrelik ve 50 dolaylarında yerli ve yabancı şarap markasının olduğu pazarda en büyük 3 arasında olmak bir iddiayı yansıtıyor.
Şarap sektörüne 2005 yılında girdi. Ülkenin en iyi üzüm bölgelerinde uzun vadeli anlaşmalar yaparak, Fransız bir önolog ile o bağların bakımını da üstlenerek, üretimini sürdürürken, kendi bağlarını da oluşturmaya başladı.
Diktiği asmalar 7’nci yılda kalite şarap yapılabilecek kıvama geldi.
KAYRA’nın Ceo’su Galip Yorgancıoğlu “çiftçilik süreci bize bağı dinlemeyi ve anlamayı öğretti” diyor.
KAYRA şimdi kendi bağlarında ürettiği iki şarabı ilk kez tadıma açtı.
Bu şarapları “gözbebeğimiz” diye anıyorlar.
Şaraplardan biri “Kayra Syrah Viognier...”
Adı Kayra Versvs...
Anlamı “yansıma...”
“Bağcılık serüvenindeki duyguların yansımasını” simgeliyor.
Diğeri ise “Kayra Versvs Cabernet Franc...”
Bordeaux’un en önemli kırmızı üzümlerinden Cabernet Sauvignon’un atası olarak bilinen Cabernet Franc üzümünden üretilmiş.
Türkiye’nin ilk Monosepaj kırmızı şarabı.
Izgara et ve av etleriyle, Kars grüyeri, keçi tulumu ve bazı Fransız peynirleriyle “uyumlu.”
Bu iki şişeyi de yılın gözde mekanı Frankie’de tattık.
Eşitler arasında benim damağım için bir çıt önde olanı Cabernet Franc...