Görüyorsunuz ki PKK’lılar karakollardan sonra en çok okullara saldırıyorlar.
Sebebi belli: PKK; terörde en çok çocukları ve gençleri kullanıyor.
Çocukları PKK militanı olmaktan kurtaracak en önemli kurum okuldur. Bu yüzden PKK için okullar polis karakollarından hatta asker kışlalarından daha tehlikelidir.
***
Devletin karşısındaki örgüt; tam bir eğitim kurumu gibi çalışıyor. Evleri, mahalleleri denetim altına alıp buralardaki çocukları, gençleri eğitimden geçiriyor. Bu eğitim; PKK’nın ideolojisine uygun olarak örgütün sivil kanadı tarafından yürütülüyor.
*Çocuklar; küçük yaştan Türkiye Cumhuriyeti’ne düşman hale getiriliyor. Türkiye’nin Kürdistan’ı işgal ettiği; bu işgalci ile savaşmanın vatanseverlik olduğu söyleniyor.
*Onlara şiddetli bir Kürtçülük duygusu aşılanıyor. Bu duyguyu yaymak için anadil eğitimi altında Kürtçe konuşma mecbur tutuluyor.
*Çocuklara-gençlere “Bizim de devletimiz olacak. Kürdistan’ı kuracağız!” diyerek bir ideal için mücadele etme ruhu aşılanıyor.
*Örgütün silahlı kanadı yaptığı eylemlerle (silahlı propaganda yoluyla) bu eğitim için moral sağlıyor. PKK’ya teslim olmayan Kürt kökenli vatandaşlarımız korkutularak çocukları örgüte kaydırılıyor.
Bugün Güneydoğu’da PKK’nın yürüttüğü ideolojik eğitim; devletin eğitiminin önüne geçmiş bulunuyor.
MİLLİ EĞİTİM UYUDU
PKK; gücünü; yürüttüğü işte bu eğitimden alıyor. Öyleyse Türkiye; terörle mücadelede unuttuğu eğitimi yeniden ve kuvvetle devreye sokmalıdır.
Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’i bu konuda etkili, kararlı önlemler almaya davet ediyorum.
Sayın Bakan bilmelidir ki PKK çocukları ve gençleri kullanıyorsa; kendisi de onları kullanarak teröre karşı bir set oluşturabilir.
Biliyorum ki bu hükümet; sorunu daha çok Kürtçülerin taleplerini karşılayarak çözmek yolunu tercih ediyor. Ama şu 10 sene gösterdi ki AKP hükümetlerinin bu konuda attığı adımlar tam ters sonuçlar verdi. Şimdiye kadar hiçbir hükümetin yapmadığı kadar Kürt etnisine ödünler veren AKP iktidarı, terörle mücadelede bir arpa boyu yol alamadı.
Çünkü; karşı tarafın tek hedefi var: Kürdistan’ı kurmak. Bunun için silahlı mücadeleyi temel almış bir örgüt ile karşı karşıyayız. Verilen kültürel veya etnik ödünler; örgütün “Bakın ben silah kullanarak bu hakları aldım; biraz daha bastırırsak bağımsızlığımızı kazanacağız!” diyerek propaganda yapmasına yol açtı.
Öyleyse; terörle mücadelede; güvenlik güçlerinin etkin kullanımına; bölgeye yapılan yatırımları da katıp bunu çok etkili bir eğitim politikasıyla/uygulamasıyla desteklemekten başka yol yoktur.
ENTEGRASYON İÇİN EĞİTİM
Bugün Almanya’da eğitim; farklı unsurları bir arada yaşama duygusuyla birleştirecek bir “uyum eğitimi” biçiminde yürütülüyor. Yani; Alman halkı ile birlikte Almanya’da yaşamak temelinde bir eğitim bu.
Türkiye’de de bu eğitim ilkesi temel alınmalıdır. Artık PKK’nın Kürt kökenli yurttaşlarımızı ayrıştırmasına yol açacak “etnik taviz sistemi”nin işe yaramadığı görülmelidir.
PKK’nın elinden çocuklarımızı kurtarmak için Doğu Anadolu’da kuvvetli bir yatılı bölge okulları devreye sokulmalıdır. Buraya alınan çocuklar çok iyi giydirilip yetiştirilmeli; bunlar çevrelerinde gıpta ile bakılan öğrenciler haline getirilmelidir. Bunların ailelerine de devlet özel yardım yapmalıdır.
Bir arada yaşamanın; Türkiye Cumhuriyeti’ne bağlı özgür, eşit, çağdaş birey olmanın üstünlüğünün anlatıldığı bir eğitim; diğer önlemlerle birleştirilince PKK’yı bitirecektir. Bu yöntem uzun zamanlıdır ama sonuç alıcıdır.
Bakalım Milli Eğitim Bakanlığı böyle bir büyük projeyi algılayabilecek mi?
Milli Güvenlik Kurulu; eğitimle karşı mücadeleyi gündemine almazsa, biz bu terör belasıyla daha çok on yıllar yitiririz.
Rıza Zelyut
