Fazıl Say Yargılanırken..


Dünyaca tanınan bilim ya da sanat adamlarımızın sayısı, ne yazık ki bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az.

Ünlü piyanistimiz Fazıl Say, bu az sayıdaki ünlülerimizden birisi olarak piyano resitalleri ve besteleriyle ülkenin Batı’ya dönük olması için uğraş verenlerin ön safında geliyor.

Atatürk’ün o çok sevdiğim özdeyişlerinden birisi olan “Sanatsız kalan bir toplumun hayat damarlarından biri kopmuş demektir” sözlerinin günümüzde giderek azalan temsilcilerinden birisi olan Fazıl Say, dün Çağlayan’da bir sulh ceza mahkemesi yargıcının önündeydi.

Suçu neymiş Fazıl’ın?

Twitter’daki yazışmalardan birisinde, kendisine gönderilen bir mesaja yanıt verirken ünü İranlı şair Ömer Hayyam’dan yaptığı alıntı ile “halkın bir kısmının değer verdiği dini değerleri aşağılamak!”

Durumdan kendilerine görev çıkarmaya ziyadesiyle meraklı üç kişinin bu Twitter’dan yola çıkarak yaptıkları suç duyurusunu ciddiye alan cumhuriyet savcılığı, Say’ı şüpheli olarak hâkim önüne çıkararak “Hesap ver” diyor.

Trafik yoğunluğundan Çağlayan duruşmasına yetişemedim. Ama mahkemenin akışını ünlü İngiliz radyo televizyon kurumu BBC’nin Türkçe haberlerinden öğrendim!

Bu anlamsız suç duyurusu yapılıp ünlü sanatçımızın bilgisine başvurulduğu zaman, olan bitenlerin piyanistimizi çok şaşırttığı ve üzdüğünü öğrenmiştik.

Küskün Fazıl, ne yazık ki ülkesini terk edip gurbette yaşamaya kararlıydı!

Dünkü duruşma öncesi, Fazıl Say gibi bir uluslararası şöhretin yargılanmasının Batı dünyasında neden olacağı tepkileri göğüsleme görevi AB’den Sorumlu Devlet Bakanı Egemen Bağış’a düşmüş olmalıydı.

..Ki Bay Bağış, iki arada bir derede kalmış olmanın sıkıntısı içinde “Keşke” diyordu, “Fazıl Say insanların değerlerine daha saygılı olabilseydi. Böylece Türkiye, böyle bir davayla karşılaşıp bunu uluslararası platformda anlatmak durumuna düşmezdi”.

Fazıl Say’ı 18 Ekim 2012 günü İstanbul’da hâkim önüne çıkaran o tweet’in özü, 11. yüzyılda, yani tam on asır önce İran’da yaşamış Ömer Hayyam’ın o çok sevilen rubailerinden birisine gönderme yapmış olmasıysa, dilimize Sabahattin Eyüboğlu, A. Kadir ya da Orhan Veli Kanık gibi değerler tarafından çevrildiği unutulmamalıdır.

Hayyam gibi ulu bir kişi, şu dörtlüğü bugünleri düşünüp de yazmış olamaz mı?

“Sen istemiyorsan içenleri kınama bari/Bırak aldatmacayı, ikiyüzlülükleri./ Şarap içmem diye övünüyorsun ama../ Yediğin haltların yanında şarap nedir ki?”