Terör örgütü iyice gemi azıya aldı; sadece dağları değil, o kör olası ateşiyle kentleri de kavurmaya başladı.
Sivilleri koydu hedefine…
Bir arabanın içindeki hayat dolu dört kızımızı katletti mesela!
Şimdi de öğretmenlere, özellikle de köy öğretmenlerine taktı kafayı…
Evlerini basıp korkutmayı, sindirmeyi denedi, olmadı…
Sonra kaçırmaya…
Arkasından öldürmeye koyuldu!
Bir hafta içinde kaçırılan öğretmen sayısı 12‘yi buldu!
***
Peki; hiç düşündünüz mü, “Öğretmenlerden ne istiyorlar, neden öğretmenleri kaçırıyorlar” diye…
Herhalde kör cahilliklerini gidermek için dağda okul kurmadılar ki, öğretmen açığını kapatmak için kaçırsınlar.
Amaçları ne o zaman?
Kürt çocukları Türkçe öğrenmesin!
Oysa köy öğretmenleri dağ tepe demeden dolaşıyor, evlerin kapılarını tek tek çalıyor ve çocuklarını okula göndermeyen aileleri ikna etmeye çalışıyor…
O yavruları, cahilliğin, yoksulluğun ve terörün pençesinden çekip çıkarmak için günlerini gecelerine katıyor bu öğretmenler…
Bu insanca amaç da terör örgütünün planlarıyla uyuşmuyor elbette…
***
Sömürünün altın kuralıdır:
Kitleleri sürü haline dönüştürmenin en etkili yoludur eğitimi, öğretimi engellemek...
Yıllar önce toprak ağaları bu yüzden zehir etmemiş miydi köy öğretmenlerine hayatı?
Okumuş, yazmış insan yetiştirmelerine bu yüzden şiddetle engel olmak istememişler miydi?
Onlara gereken, sağlam bir vücut ve gelişmiş kaslardı sadece… Oysa eğitim, “iş gücünün pahalılaşması” anlamına geliyordu…
Doğal olarak gereksiz, hatta tehlikeliydi!
Yoksul, aç, muhtaç insanlardı, onları mutlu eden…
Çünkü onları sömürmek kolaydı!
***
Şimdi aynı şeyi terör örgütü yapıyor.
Okuyan, yazan, düşünen, sorgulayan değil…
Sadece beyinleri kolayca yıkanan, tetik çeken, mayın yerleştiren, seri cinayetler işleyen katiller sürüsü yetişmesini istiyor!
Kitlesel olarak başarıya ulaşamazlar elbette… Yüz binlerce çocuğun okumasını engelleyemezler… Ama birkaç bin çocuk bile bu yüzden okuyamazsa ve terör örgütünün çarkına düşerse…
Bu; bugün öğretmenlerinin can güvenliğini sağlayamayan, dağ başlarına gönderdikten sonra hallerini, hatırlarını bile sormayan devletin ayıbıdır!
CİĞER!
Başbakan teröre isyan etti ve “Ciğerim yanıyor, ciğerim” dedi. Acısını anlıyorum; samimiyetine de inanıyorum!
Çünkü ister Türk olalım, ister Kürt; terör, hepimizin ciğerini yakıyor!
Ama bu devleti yönetiyorsanız…
Hükümet kurup, “devlete hükmetme” gücünü elde ettiyseniz…
O zaman sıradan vatandaş gibi bu acıyı yaşamakla yetinmeyeceksiniz, aynı zamanda çözüm bulacaksınız!
Eğer on yıldır iktidarda olduğunuz halde çözüm üretemiyorsanız… Ve gerçekten “ciğer” sahibiyseniz…
O zaman; o koltukları bu işi sizden daha iyi yapabilecek olanlara bırakacaksınız!
GÜNÜN SORUSU
Uludağ Üniversitesi‘nin 19 öğrencisi, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç‘ı, akademik yıl açılışı için düzenlenen törenden önce protesto etmek isteyince; polis tarafından yaka paça gözaltına alındı. Bu gençler şiddete başvurmadı, hatta yumurta bile atmadı. Sadece slogan attı…
Sorum İçişleri Bakanı‘na:
Protesto ve gösteri hakkı ile devletimizin niteliklerinden birini tanımlayan “demokrat” ifadesini, anayasadan ne zaman çıkaracaksınız?
Bu yıl da mı sandıkbaşı?
Başbakan dün yaptığı açıklamada yeni anayasa takvimi hakkında bilgi verdi ve 2012‘nin ilk yarısında “bu işi” bitirmek istediklerini söyledi.
Bu demektir ki dokuz ay sonra yeni bir anayasamız olacak!
Partiler arasında dün başlayan görüşmelerin olumlu geçtiğine aldanmayın sakın:
Görünüşte Meclis‘te grubu bulunan dört siyasi parti de yeni bir anayasaya sıcak bakıyor ama…
Hepsinin beklediği anayasa, birbirinden çok farklı!
DTP‘ye MHP‘nin… Ve özellikle ilk üç madde konusunda AKP‘yle CHP‘nin kolayca uzlaşabileceğini mi sanıyorsunuz?
Elbette hayır…
Olacakları ben size söyleyeyim:
Evet, bir komisyon oluşturacak ama bu komisyon asla ortak bir “tasarı metni” hazırlayamayacak… Sonuçta AKP, “O zaman ben tek başıma yaparım arkadaş” diyerek, bir tasarı ortaya atacak ve referandumu zorlayacak.
Ve elbette bu tasarı, bu kadar kısa bir zaman içinde, doğru dürüst incelenemeyecek ve tartışılamayacak…
Ve biz tam “Oh, çok şükür yıllardır ilk kez seçimsiz bir yıl geçireceğiz” derken, yine büyük bir kavga gürültü ortamında sandık başında bulacağız kendimizi…
Çok değil, birkaç yıl sonra yeniden bu anayasadan da kurtulmanın yollarını arayacağız!
Hepiniz bilirsiniz; Başbakan bizim önerilerimizi çok da umursamaz ama…
Keşke “iş” deyip geçtiği yeni anayasa çalışmalarını daha uzun bir takvime yayıp, toplumun tüm kesimlerinin destekleyebileceği bir “başyapıt” ortaya koyabilse!
Mustafa Mutlu
Vatan