Meğer ne kadar bilen varmış... Hani Orhan Veli, kendisini anlatan şiirinin sonunda “Bir de sevgilim vardır, pek muteber.
İsmini söyleyemem edebiyat tarihçisi bulsun” der ya!
İşte biz de buna takmış “Hadi bakalım edebiyat tarihçileri, kimmiş bu Orhan Veli’nin sevgilisi?” demiştik.
Meğer ne kadar bilen varmış...
Her taraftan haber yağdı:
“Erol Güney’in baldızı Bella.”
* * *
Hatta bu bilgi, Haluk Oral ile M. Şeref Özsoy’un yazdıkları “Erol Güney’in Kedisi” kitabında da varmış...
* * *
Kimdir bu Erol Güney?
1920’lerde Rusya’dan Türkiye’ye göç eden Musevi bir ailenin çocuğudur, Türkiye’de yetişmiş, tercüme bürosunda çalışmış, Erol Güney adıyla sanat ve edebiyat çevrelerinde tanınmıştır. 1950’de Demokrat Parti iktidara geldikten sonra işinden ayrılmış, gazeteciliği seçmiştir. Orhan Veli ve Sabahattin Eyüboğlu arkadaşlarıdır.
Erol Güney’in evindeki toplantılarda, bir genç kız da vardır. Bella, Orhan Veli’nin romantik aşkı.
* * *
Agence France Press’in (Fransız Haber Ajansı) Ankara çıkışlı haberleri, iktidarın hoşuna gitmez, Erol Güney 1956’da İsrail’e gitmek zorunda kalır. Adını da değiştirmiştir, Erol Güney artık Alex Giness’tır. 1970’li yıllarda kendisini Tel Aviv’de bulduk, bir apartmanın bodrum katında ajans bürosundaydı.
Ortak tanıdıklarımız vardı, karşılıklı onları andık, tabii ki bu arada “Erol Güney’in kedisi”ni de...
Orhan Veli, bu kedi için şiir yazmıştı:
“Bir erkek kediyle bir parça ciğer
Dünyadan bütün beklediği
Ne iyi!”
* * *
Evet, hemen bilen herkes Orhan Veli’nin bu gizli sevgilisinin Erol Güney’in baldızı, yani eşinin kız kardeşi Bella olduğunu söylüyor, hatta hâlâ Bebek’te oturduğunu da...
Bir kişi hariç...
Mehmet Barlas, memleketin bu kadar çözüm bekleyen âli sorunu varken, bizim böyle ıvır zıvır işlerle uğraşmamızdan pek memnun değilmiş, bizi “magazin rüzgârı”na kapılmakla suçlamış...
Öyle ya, şimdi tasa, Anayasa...
Kim bilir kaçıncısı, nasıl çıkacak, çıktığının ertesi günü “bu anayasa değişmelidir” yine sapla saman birbirine karışacak...
Sevgili Mehmet Barlas’a göre hem bu Bella da Orhan Veli’nin sevgilisi filan değil.
Ya kim?
Nahit Hanım...
Google’a girip sorsaymışız, cevabımızı alırmışız...
Burada canlı tanıdıklar var, itibar etmeyecek miyiz?
Hem sevgili Mehmet Barlas söyler misin, Orhan Veli bu şiiri “Nahit Hanım” için mi yazmıştı?
“Uzanıp yatıvermiş, sere serpe.
Entarisi sıyrılmış, hafiften;
Bir eliyle de göğsünü tutmuş.
İçinde kötülüğü yok, biliyorum;
Yok, benim de yok ama...
Olmaz ki!
Böyle de yatılmaz ki!”
Neyse bu yazı da Orhan Veli’nin “Cımbızlı Şiir”ine benzedi ya!
“Ne atom bombası,
Ne Londra Konferansı;
Bir elinde cımbız,
Bir elinde ayna;
Umurunda mı dünya!”
Hasan Pulur
Milliyet