
Dünkü yazımda kısaca vurguladığım gibi; Türkiye yeni bir göç dalgası ile karşı karşıya. Ekonomik durum gösteriyor ki kırların boşalması; giderek daha da artacak.
Gerçek bas bas bağırıyor: Anadolu’daki geleneksel tarım, artık oradaki nüfusu yaşatmaya yetmiyor. Hükümetler; tarımda teknolojik değişim yaratamadıkları için kırsalda tarım geleneksel yöntemle ve geleneksel ürünlerle yapılıyor. Ürün planlaması olmadığından her sene bazı mallar elde kalıyor. Ürünler de belli bir planlama ile tüketim merkezlerine aktarılamıyor. Böylece; bazı mevsimlerde aşırı yükselen fiyatlar; hasat dönemlerinde dibe vuruyor; çiftçi perişan oluyor.
Düşünün ki 7 kilo buğday verdiği halde; köylü1 litre mazot alamıyor. Bunun üstüne siz bir de mutlaka kullanılacak olan gübre parasını; zararlılara karşı mutlaka kullanılan tarımsal ilaç parasını ekleyin. Üstüne işçi ücretlerini de koyun. Böyle bir ortamda; küçük çiftçi asla para kazanamıyor.
DIŞ SİYASETİN DARBESİ
Buna bir de hükümetin dış siyasetteki hatasını eklediğinizde manzara daha da kötüleşiyor. Ta Kuzey Anadolu hattından Suriye’ye, Irak’a, İran’a tarım ürünleri yollanıyordu. Rusya büyük bir pazardı.
AKP iktidarı; Ortadoğu’da Sünni mezhebinin koruyucu gücü gibi tavır alıp da bu ülkelerle çatışmaya girince buralara yapılan satışlar durdu. O yüzden patates 10 kuruş dolaylarına kadar düştü ya... Demekki bir litre mazot almak için 30 kilo patates vereceksin.
***
Tarımla uğraşanların yüzde 80’inin durumu bu.
O zaman; insanlar gözünü; İstanbul’a dikiyor; Bursa’ya dikiyor...
Orada ne yiyip ne içeceğini bile düşünmüyor. “Her halde buradan daha kötü olmaz ya!” diyerek bilinmez bir maceraya atılıyor.
O yüzden; önümüzdeki yıllar büyük şehirlerin anormal biçimde şişeceği yıllar olacaktır. Bu durum, şehirlerde çok ciddi sosyal patlamalara yol açabilecektir.
Hükümet acilen; kırların hızla boşalmasına yol açan politikasını değiştirmelidir.
SOSYAL YARDIM ÖLDÜRÜR
AKP iktidarı; değişik kurumlar üzerinden ihtiyaç sahibi vatandaşlara para ve yiyecek yardımı yapmaktadır. Bu uygulama ilk bakışta çok insancıl gözükse de ülke çapında yaygınlık kazanınca; öldürücü hastalığa dönüşmektedir.
Çünkü vatandaş üreterek geçinmek yerine, devlet yardımı ile geçinmek gibi bir hayat anlayışına yönelmektedir. Bu kolaycılık; iş gücünün bir kısmının battal olmasına yol açmaktadır. Doğu ve Güneydoğu’da çocuk başına verilen paralar da çocuk parasıyla geçinen ve çalışmayan milyonlarca insanın ortaya çıkmasına yol açmıştır.
Sosyal yardımların geçici olduğunu vatandaşa anlatmak gerekmektedir. Bu tür yardımların mutlaka üretim yapanlara ek destek haline getirilmesi şarttır.
Yani; patates veya soğan ekip de bundan zarar eden çiftçi olur ise; sistem onun zararını karşılayacak bir sigorta haline çevrilmelidir.
***
Hükümetin; eğitim sistemini kesintiye uğratmak için verdiği uğraşın onda birisini; genel ekonomik sorunları anlamak için harcamasını bekliyorum.
Anadolu mutlu değil.
Bu mutsuzluğun üstü şimdilik; toplumu “çatışma kültürü” ile kamplara ayırarak örtülüyor. AKP iktidarı; “dindar hükümet” imajı yaratarak; “Bizim hükümet” imajı yaratarak mutsuzluğu gizliyor.
Ama nereye kadar?
Kırlardan boşalıp gelenler İstanbul’u işgal edince; o lüks evlerde yaşayanlar ne yapacak? Yüksek duvarlar; o siteleri korumaya yetebilecek mi?