
Ağlar...
Ve hiçbir fenalık yoktur ağlamasında...
Kaldı ki ağlamak vicdana delalettir.
İnsafa, şefkate, hayaya delalettir.
İnsanlığa delalettir ağlamak.
*
‘Peygamber Ocağı’ diye bilinen kurumun başındaki adamın şehidin
arkasından döktüğü gözyaşı, onu ‘asker’ değil, ‘oğul’ bellediğine delalettir.
*
Ağlamak ‘acziyet’ değil, ‘hassasiyet’ ve hatta ‘haysiyet’ göstergesidir.
Çünkü ağlayan bir vicdan sahibiysen eğer;
20 yaşındaki berber çırağını komando yapıp çatışmaya gönderemezsin...
Vatan borcunu ödemek için emrine giren Mehmetçiği, evinde garsonluk yapsın diye
hanımının emrine veremezsin...
Bir ana kuzusunun eline pimi çekilmiş bomba tutuşturup öldüremezsin...
Kafasının üstüne şişe koyup atış talimi yapamazsın...
Askerlerin hain pusularda şehit düşerken, sen golf sahalarında gününü gün edemezsin...
“Zenginsen öde canın sağ olsun, fakirsen öl vatan sağ olsun” diyemezsin...
Mehmetçiği ölüme, Mehmet Bey’i evine gönderemezsin!
*
O yüzden ‘ağlayan’ genelkurmay başkanından değil, ‘kodu mu oturtan’
genelkurmay başkanından korkacaksın!
*
Acziyet arıyorsan eğer... Şehidinin arkasından ‘ağlayana’ değil,
sayıları 7 bine dayanan şehit cenazelerine ‘seyirci’ kalanlara soracaksın!
*
Ne koymuş ne arıyorsun?
Analar, babalar, gelinlik giymeyi bekleyen genç kızlar, kundakta bebeler,
el kadar çocuklar 28 yıldır ağlıyor...
Genelkurmay Başkanı 2 dakika ağlamış çok mu?
Candaş Tolga Işık
Posta