
Kültür ve Turizm Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Nihat Gül, ‘kültür ve sanat kurumlarını kapatmayı aslında 2004’te denemiştik, o zaman yapamadık’ diyor.
Anlıyoruz ki, en az 8 yıldır pusudalarmış.
Şimdi zamanı geldiğini düşünüyor olmalılar. Bu kez bizzat Başbakan işareti veriyor.
AKP’li Nabi Avcı bir yandan kolları sıvıyor, diğer yandan Kültür Bakanlığı… Taslaklar hazırlanıyor.
Kültür bakanlığı kraldan da kralcı… Devleti devlet, milleti millet yapan en önemli unsurlardan biri olan kültürün bakanlığını, devleti tasfiye edecek ve milleti parçalayacak işe koyuluyor. Devletin sanatını, kültürünü satılığa çıkarıyor, kapatmaya soyunuyor.
‘Devlet sanattan elini çekecek’ diyorlar.
Niyetleri, devletin sanat kurumlarını tasfiye etmek, sanat üretimini, tarikatlara, cemaatlere ve emperyalizme teslim etmek…
Kurumlar, satılacak ya da kapatılacak, sanatçılar havuzlara toplanacak, emekliliği gelenler zorla emekli edilecek. Havuzlara toplananların işe yarayıp yaramadığına, ne zaman, nasıl ‘kullanılacaklarına’, oluşturulacak sanat kurumu karar verecek.
Giyotinler kuruluyor yani.
Aslında özelleştirme 10 yıl önce başlamış. Son 10 yılda bu kurumlara başlatılan sanatçılar 1 yıllık sözleşmeli.
Meselenin sadece tiyatrolarla sınırlı olduğu sanılmasın. Bütün sanat kurumlarıyla bakanlık ve devletin, milletin kültürü hedef tahtasındadır. 190 yıllık geçmişi olan Senfoni Orkestraları, Anadolu’yu ücra köşelerine kadar dolaşıp, tiyatroyu halka indiren kurumlar, milletimizin yüzyıllara dayanan, folklorunu bilimleştiren merkezler…
Senfoni Orkestrasının geçmişi 2. Mahmut’a kadar uzanıyor. Cumhuriyetin devraldığı ve özel kuruluş yasası olan Cumhurbaşkanlığı Devlet Senfoni Orkestrası, İstanbul, İzmir, Çukurova, Antalya ve Bursa Devlet Senfoni Orkestraları ile Ankara Devlet Çoksesli Müzik Korosu hedef tahtasında.
Ankara, İstanbul, Sivas, Şanlıurfa Halk Müziği Koroları hedef tahtasında…
İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Diyarbakır, Elazığ, Mersin Klasik Türk Müziği Koroları hedef tahtasında…
18 İldeki Tiyatro Müdürlükleri hedef tahtasında. Bu müdürlüklere bağlı 21 il ve 56 sahnede, ayda 875, yılda 6000 temsil sunan ve 300 merkezde yılda 6000 turne gerçekleştiren devletin tiyatroları masaya yatırılmış.
Karşımıza gelen, milletin çözülmesi operasyonudur. Milletin çimentosu kırılmak istenmektedir. Çözülmeye çalışılan, Anadolu insanını birleştiren bağlardır.
Niyetin, sadece sanat kurumlarının özelleştirilmesi olduğunu sanmak, sadece sanatçıların mesleklerini yapması sorunu olarak görmek, büyük gaflettir.
Millet ne demek? Bir coğrafyada, tarih içinde ortak kültür yaratan, ortak ekonomi etrafında birleşmiş topluluklardır.
Kültür ise, tarihsel süreç içinde üretilen maddi ve manevi değerler bütünüdür. Bunların bilimle birleşmesidir. Kültür, sadece tarihsel miras değildir. Geleceğin insanını, geleceğin toplumunu ve geleceğin milletini yaratma bilimidir.
Atatürk’ün ‘sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir’ sözü, bu yüzdendir.
Kültür ve sanat kurumlarımıza ve sanatçılarımıza sahip çıkmak, sadece sanatçıların görevi olamaz.
Plan, milletimizin geleceği hakkındadır. Görev bütün milletindir.
Aksi halde milletimizi bekleyen, ortaçağın birbirini boğazlayan kör insanları olmaktır.
Tarikatların tevekkül toplantıları, göbeklerine şiş saplayan, 4-5 yaşındaki kızdan tahrik olan sapıklar olmaktır.
Vatanını, milletini, halkını, anasını, babasını, arkadaşını, dostunu tanımayan, diskoların karanlık dehlizlerinde uyuşturucuya batmış zavallılar olmaktır.
Tarikatların trans toplantılarında, cennet umuduyla şıhının eteğini yalamak için çırpınanlar olmaktır.
Mehmet Akkaya
Aydınlık