
Hani yıllar yılı, bir “derin devlet” diye tutturmuş gideriz ya, meğer “derin PKK” varmış!
“Barışseverler” ne zaman barış çubuğu yaksalar, Leyla Zana gibi tüttürseler, Kılıçdaroğlu gibi “güvercin” kesilseler, “derin PKK” eylemlere başlarmış, hele Obama ile Tayyip Erdoğan’ın baş başa kaldıkları günler...
Mutlaka, saldırırlarmış...
Eeee, o halde terörle mücadele daha kolay değil mi, tedbirini buna göre alırsın, lakin Allah selamet versin, bizimkilerin bunu algılayacak halleri değil, burunlarının ucunu bile görmekten acizmiş...
İzin verirlerse, bizim de buna ekleyecek iki satırımız var.
Kusura bakmasın ama Başbakan Yardımcısı Sayın Beşir Atalay, ne zaman bu açılım, bu kardeşlik, bu dostluk projesine katılsa bir terslik çıkıyor.
“Habur kapısı” skandalını unutmamak gerek...
Bu sefer de 8 şehit...
Batıl itikatlarımız yoktur ama, Sayın Atalay, biraz uzak dursa...
* * *
Hâlâ “türban” kavgası...
O işin artık bittiğini hâlâ anlayamıyorlar!
“Türban”ı siyasi simge kabul edenler, bunu anlayabilseler.
Biz başından beri “türban”a değil, siyasi simge kabul edip genç kızları sokağa dökenlere karşıydık.
Onlar ise bu “türban”ı inançları gereği taktıklarını söylüyorlardı...
Güçlerine de güveniyorlardı, Gölcük depreminden sonra bu başörtülü kızlar, ellerinde 7.9 yazılı “pankart”lar, sormuşlardı “yetmedi mi?” demek istemişlerdi:
“Bizim başörtümüze karşı çıkar mısınız? Alın 7.9 depremi!”
Hele Erbakan, Allah rahmet eylesin, kızları öyle yüreklendiriyordu ki:
“Rektörler size selam duracak!”
Geçenlerde bir gazetede vardı, üniversite mezunu başörtüsünü kaldırıp, başına mezuniyet kepini takan genç kıza diplomasını bir albay veriyordu.
Gerçeği görmek zorundayız, toplumsal gerçek bu belli olmaz, AKP iktidarda ama hâlâ YÖK kanunu değişmiyor, bir bildikleri var herhalde.
* * *
Her siyasi krizde laf ebelerine gün doğar, neler söylerler neler...
Kriz biter, laflar gider...
İçi dolu birkaç laf kalır, onlar unutulmaz...
Örneğin, Başbakan Erdoğan’ın yargıyı karşısına alıp, MİT müsteşarını savunurken, yargıya “sıkıysa” lafı eksik, “Gelin beni alın!” demesi...
Bir de “Devlet içinde devlet oldular” eleştirisi.
Bu iki laf unutulur mu?
* * *
Bir de BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın Leyla Zana’yı hedef aldığı söylenen lafı...
Leyla Zana “Terörü çözse çözse Başbakan Erdoğan çözer!” demişti ya!
Demirtaş’ın cevabı da:
“Dilenerek değil, direnerek geldik!”