
Ölümünden tam 19 yıl sonra 8. Cumhurbaşkanı Özal’ın ölümünün şüpheli olduğu iddiasıyla otopsi yapılması konuşuluyor, Devlet Denetleme Kurulu raporu alınıyor, Semra Özal Cumhurbaşkanı Gül’le konuşma talep ediyor, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç “öldüğünde otopsi yapılmamış olmasında soru işareti var” diyor ve daha bir sürü yeni gelişme..
ATATÜRK’E DE YAPILMADI
Oğlu Ahmet Özal bu “normal ölüm değil, zehirlenme” iddiasından; Turgut Özal’ın sağlığıyla ilgilenen (dünya çapında ünlü De Bakey dahil) tüm doktorların,
Hacettepe Hastanesi’nin, aynı zamanda yakın arkadaşı ve aile dostları ünlü beyin cerrahı Dr. Cengiz Aslan’ın da “normal ölüm, kalp krizi” teşhislerine, “kalp damarlarının tıkalı olduğu ve acilen ameliyat gerektiği halde reddederek seyahate çıktığını açıklamalarına, yaygın kanaate rağmen” rağmen bir türlü vazgeçmedi. Ama tabii bu doktorlar toksikolog değil, onlar sorumlu tutulamaz. Görev başında ölen ilk Türk Cumhurbaşkanı olan Atatürk’e otopsi yapıldı mı ki, Özal için isteyeceklerdi?
RAHŞAN HANIM’IN AÇIKLAMASI
Zaman zaman yeniden ortaya çıkan bu iddiada DDK raporu ve otopsi noktasına geldiğini duyunca bu konunun Ecevit’in “Başkent Hastanesi iddialarıyla” ilişkilendirileceğini düşündüm. O olayda da koruması Recai Birgün’ün “Parkinson teşhisi”nden bile haberi olmadığı, Parkinson nedeniyle gece düşmeleri ve yaralanmalarına bağlı Adli Tıp Raporu, felç tehlikesi olduğunun tüm doktorlar tarafından söylenmesi, Rahşan
Ecevit’in son zamanlarda Bülent Ecevit yerine konuşmaları yaptığı, onu idare ettiği, son yıllarda yaşı ve hastalığı ilerledikçe Ecevit’in genel sağlık durumundaki bozukluğu tüm toplumun görmesi gibi verilerin hepsi göz ardı edilerek dünya çapında tanınan Prof. Dr. Mehmet Haberal “Ergenekon terör örgütü” içine dahil edilerek tutuklandı.
Yıllardır cezaevinde ve Rahşan Ecevit “Birgün’ün iddiaları hayal mahsulü, ona hastanede çok iyi baktılar” açıklaması yapmasına ve bir yıl önce milletvekili seçilmesine rağmen de bırakılmıyor.
KADIN GÖTÜRÜLMÜŞ..MÜŞ!
Son olarak doktorlarını da “Ergenekon terör örgütüne yardım” suçlamasıyla ve hapis istemiyle tutukladılar. Böyle bir örgütün varlığı bile yıllardır kanıtlanamadı ama iddialar gani.. Hele bir “tansiyonu çıksın diye ona kadın götürdükleri” iddiası var ki artık insanlık dışı hangi iddia kaldı diye düşündürüyor duyanları.. Başkası teklif etse Haberal gibi bir bilim adamı utanır, kaçınır bunu kabul etmekten.. Organ nakli konusunda ülkesine çağ atlatan dünya çapında bir Türk doktoru ancak böyle ödüllendirilebilirdi.
GAYYA KUYUSU..
Şimdi aynı şekilde tüm verilere karşın ölümünden 19 yıl sonra “Özal’ın zehirlenmiş olduğu ortaya çıktı” denirse acaba ne kadar inandırıcı olacak, artık devlet kurumlarında “bağımsız, güvenilir sonuç” beklenebilecek mi, burada da kimlerin başı yakılacak belli değil.. Ama bu sonuç çıkarsa bir şekilde “Ergenekon” denilen sonu gelmez gayya kuyusuna bağlanacağı herhalde herkesin tahminidir. Bu noktada “Ecevit ve Özal’ın hastalık ve ölümlerinin arka arkaya gündeme çıkması” doğrusu şüphe yaratıyor. Biraz fazla “tesadüf” değil mi bu durum? Biraz fazla “uzun tutuklamalar için bir yeni neden, inandırıcılık kazandırma” duygusu vermiyor mu?
Ama herhalde asıl soru işareti Ahmet Özal gelecek seçimde “milletvekili” adayı olursa ortaya çıkar. “Reklam ve teklif için yaptı” duygusunu temizlemesi zor olur!
*****
Milli Eğitim’de taciz!
Fatih Milli Eğitim Müdürü Şeref Çalışır iki kadın memura elle ve sözle tacizden tutuklanarak cezaevine gönderildi. Eğer yine birileri “yaşlı çocuk tecavüzcüsünü, bir yoksul kız çocuğunun hayatını mahveden yaratığı” kurtardıkları gibi onu da kurtarmazlarsa “üstelik yetiştirme yurdunda büyümüş, devlete emanet edilmiş 20’li yaşlarda iki genç kadın”ı taciz eden bu müdür cezasını çeker.. Yine de “bir başka okula naklederek kapatılması”, öğrenciler yerine tacizcinin korunması ihtimali
MAALESEF bu ülkede mevcut.
Yürekli, görevine-hukuka sadık, insan hakim beklemekten başka çare yok.. Ki Samsun İlkadım İlçesi’nde 2004’te anneleri ölen ve olay tarihinde 8, 11 ve 13 yaşlarında olan üç kızkardeşin “koruyucu aile” olarak teyzeleri tarafından alınmasından sonra onun oğlu tarafından taciz edilmeleri üzerine Mahkeme heyeti sanığa 39 yıl hapis cezası vermiş.
Bu mahkemeye ‘helal olsun’ demek borçtur, bütün mahkemeler onları örnek almalı.. Tacizci Müdür için de, diğer çocuk ve kadın “tacizci-tecavüzcüleri” için de.. Hukuk ya var, ya yok, ortası da yok!