Çözülüyor mu?


1, 4 ve 5 Temmuz tarihlerinde uçağımızın uluslararası hava sahasında Suriye tarafından düşürüldüğünü açıklayan Genelkurmay Başkanlığı’nın…

…11 Temmuz günü bulunan parçalar

üzerinde yapılan incelemelere dayanarak yaptığı son açıklamada; uçağın Suriye tarafından düşürülmesini “iddia” diye nitelemesini milli matbuatımız, jetimiz “kim vurduya gitti” diye yorumladı.

Oysa perşembenin gelişi çarşambadan belliydi.

Günlerdir Güncel’de resmi açıklamalar birbirini tutmuyor. Resmi açıklamayı resmi makamlar yalanladı.

Örneğin uçağın füzeyle düşürüldüğünü Milli Savunma Bakanı doğrulamadı, dedik. Nafile!

Salı günü bir başka kargaşa izlendi.

İl başkanları toplantısında RTE, uçağı Suriye’nin düşürdüğünü yinelediği sırada; Genelkurmay, uçağı Suriye’nin düşürdüğünü “iddia” diye açıkladı. Milli matbuat kaldı iki arada bir derede ama:

Günlerdir sorulması gereken soruyu nihayet manşetlere taşıyıverdi: “Öyleyse kim düşürdü uçağı?”

***

Politik açıdan Genelkurmay’ın açıklaması ne demeye geliyor:

Türkiye’ye karşı düşmanca bir tavır diye niteleyen Başbakan’ın Suriye politikasının çözüldüğü anlamına geliyor; hatta RTE’nin yoğunlaştırdığı sert politikanın geçersizliğini ilan ediyor.

***

Yorumlara, resmi söylemlere şimdi bir yenisi eklendi.

Emekli Hava Korgeneral Erdoğan Karakuş, parçalar üzerindeki incelemelerden kaynaklanan verilere bakarak uçağın “teknik veya pilotaj hatasından düştüğünü söylemek mümkün” diyor.

Bu olasılık şayet gerçekleşirse 20-25 gündür uçağı kasıtlı olarak Suriye’nin düşürdüğüne bina edilen resmi açıklamaların hepsi, tabii Suriye politikası, uluslararası bir skandalın ürünü olmayacak mı?

RTE, Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun dünyayı bir savaşın eşiğine taşıyan çabaları ulusal onurumuza büyük bir darbe indirmeyecek mi?

***

Bugün cuma. Silivri’de karar günü.

Bugün tutuklu milletvekillerinin tahliyesini bekliyoruz.

İktidarın Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı, Başbakan yardımcılarının kimileri, 3. yargı paketindeki olanaklara dayanarak tutuklu milletvekillerinin tahliyeleri gerektiğini söylüyor. Bir kişi dışında!

Ulusal iradeye herkesin saygılı olmasını durmadan yineleyen bu kişinin; çarşamba günü üstelik iktidarın tepe noktalarındaki arkadaşlarını tersleyerek adeta tutuklu vekillerin tahliyesine karşı çıktığını duyumsatan, mahkemeye talimat izlenimi veren açıklamasında:

“Biz ne CHP’nin ne MHP’nin ne de BDP’nin tutuklu milletvekilleriyle ilgili parlamento çağrısına bugüne kadar evet demedik, yine evet demeyeceğiz, bunun bilinmesini isterim…

…Tutuklu şahıslar aday gösterilerek milletvekilliği cezaevinden adam kaçırma, davaları boşa çıkarma girişimine dönüştürülmek istenmiştir… Biz tutuklu vekillerle ilgili parlamento çağrısına ‘evet’ demeyeceğiz” dedi.

***

Ulusal iradenin Başbakanlık koltuğuna oturttuğu kişinin sözleridir bunlar.

Söz Silivri mahkemesinde.

Başbakan’a karşın mahkeme yargının bağımsızlığını kanıtlayan, yasaya ve ulusal iradeye saygılı bir karar verecek, vekilleri tahliye edecek mi, göreceğiz!


Cüneyt Arcayürek
Cumhuriyet