Köprü fiyaskosu, kıdem tazminatı
Bize göre, AKP ilk defa böyle bir duruma düştü, sokak “jargon”uyla, böyle çuvalladı.
Köprü fiyaskosu...
İstanbullu ya da yolu İstanbul’a düşen perişan.
Adamlar televizyonlarda yana yakıla anlatıyor, üç saatten beş saate, beş saatten yedi saate dek köprüleri geçmek için sürünüyorlar.
* * *
Hani Asya ile Avrupa’ya bağlayan iki köprü var ya!
Onların onarım zamanı gelmiş, kazıyıp asfalt döküyorlar, zaman zaman da durup bekliyorlar.
İşte o sıralarda da bizim çocuklar ortaya çıkıyor, ellerinde fotoğraf makineleri, kameralar:
“Şu hale bakın!”
Bu görüntüden sonra, sanki derdini Marko Paşa’ya anlatacak!
Hem anlatacağın ne var ki!
İşin başında kestirip atmışsın:
“İstanbullular da tatile çıksınlar!”
Bunu söyleyen Karayolları Genel Müdürü...
Bakan Binali Yıldırım’ın tepesi atmış.
“Böyle laf olur mu?” demeye getiriyor ama nafile, laf ağızdan bir kere çıkar...
Böyle bir işe, “Mektepler olmasa, maarifi ne güzel idare ederdim!” diyen Osmanlı nazırı gibi başlayan bir kafadan başka ne beklersiniz.
* * *
İki köprüden günde kaç araç geçer, en çok hangi saatlerde geçer, kaçı kamyon, kaçı binek arabasıdır, toplam kaç kişi taşırlar?
Daha bir sürü soru?
Bütün bunların araştırması yapılmıştır, tekniğin bütün olanaklarından faydalanılmıştır.
“Faydalanılmış” demek ne kadar doğrudur.
Faydalanılsaydı, bu fiyasko ortaya çıkar mıydı?
Çözüm için “tatile çıkın” diyen bir zihniyeti kabullenmek güç! Onun için konunun önemini kimse anlamıyor, “Ne yapsınlar?” diye hoş görene rastladınız mı?
Biz rastlamadık, çünkü inanmıyor.
* * *
Uzun lafın kısası AKP çok açık düştü.
Hele İstanbul’da!
Siyasi şöhretini “belediye başkanlığı” yaparak zirveye çıkan Tayyip Erdoğan bu fiyaskoyu ne kabul eder, ne de hazmedebilir.
Lakin birkaç gün sonra “Çok da iyi yapmışlar, başka çare yoktu, köprüler onarılmayacak mıydı?” diye veryansın ederse şaşırmayın!
* * *
Bu bir...
Gelelim yolda görülene, AKP’nin başını çok ağrıtır.
Çalışanların, işçilerin kıdem tazminatını budayacaklar.
Her ne kadar Sayın Bakan “Ortada fol yok yumurta yok!” diye yırtınsa da, bu gibi hallerde “şzyuu, vukuundan beterdir” formülü uygulanır, seksen yaşın deneyimiyle sabit...
İşçinin tek güvencesi, o da budanırsa...
Ne mi olur?
* * *
İki köprünün iki başına, ikişer sandık koysalar ne çıkar?
Bize göre AKP çıkar!
Kıdem tazminatları ellerinden gidenler, sandıkta AKP’den başkasına oy mu atacaklar?
Ne münasebet!
* * *
Bu gibi hallerde Bektaşi’nin dediğini yaparsınız.
Hani, topal, çolak, dilsiz, bir gözü görmeyen adam Bektaşi’nin önünü kesmiş, halini gösterip bir şeyler söylemeye çalışıyor.
Bektaşi adamı elinin tersiyle itmiş:
“Bana ne ulan, seni bu hale getiren kimse, ona git.”
Onun için ne köprüdeki fiyasko, ne de kıdem tazminatı.
Bunlar, AKP’yi hiç ırgalamaz.
——————————-
DİPNOT: Bu Bektaşi fıkrasını gerektiğinde tekrarlayacağız! “Daha önce de yazdın” demeyin; gerektiğinde yazacağız diyoruz!
Hasan Pulur
Milliyet
