Uçağımızı Suriyeli namert çoban, sapan taşıyla düşürdü!


Suriyeli çoban, bomboş çölede, çiy güneş atında develerini otlatıyordu, uçağımızı “Suriye hava sahasına girmiş” olarak gördü.
Namert çoban!
Hiçbir uyarıda bulunmadı.
Elindeki taşı sapana koydu.
Sapanı uçağımıza savurdu.
Vuruldu uçağımız.
Pilotlarımız atlayamadılar.
Uçağımız denize düştü.
Pilotlarımız şehit oldular.
Başka türlü olamaz.
20 gün önce bizim Başbakan, bizim Dışişleri Bakanı, bizim Genel Kurmay Başkanı, bizim başbakanın adamı medyanın iktidar papağanı olmuş yazarları, “Türk savaş uçağını uluslararası sahada uçarken Suriye füze ateşiyle düşürüldüğünü” Türk halkına haber veriyorlardı. Ve dünyaya “Suriye uçağımızı füze ile düşürdü” diye ilan ediyorlardı.
20 gün aktı, geçti.

Radar kayıtlarına bakıldı.
Radarda füze izi çıkmadı.
Parçalarda petrol türevi yoktu.
Yangın başlatıcı madde yoktu.
Yangın hızlandırıcı madde yoktu.
Organik patlayıcı atığı yoktu.
İnorganik patlayıcı atığı da yoktu.
Uçak füzeyle vurulmamıştı.
Uçağı namert çoban vurdu.

Xxx

Fakat “hiçbir uyarıda bulanmadan uçağımızı düşüren” namert çoban o taşı kimden aldı? Mutlaka Rusya’da Sibirya’nın steplerinde keçi güden bir Rus köylüsünden aldı. Rus taşını sapanına koyup, uçağımıza savurdu.
Uçak deniz dibine gömüldü.
Enkazı, orada 13 gün durdu.
Biz Ortadoğu’nun lider ülkesiyiz. Bütün Arap ülkeleri bizim Başbakanımız ile Dışişleri Bakanımızın ağzına bakıyor fakat enkazı çıkartacak bir gemimiz bile yoktu.
Biz çıkartamadık.
Amerika’dan yardım istedik.
Nautilus geldi.
Şehit pilotlarımızın cesetlerine Amerikan gemisi sayesinde ulaşabildik. Kaskları başlarında, postalları ayaklarındaydı.
Pilotlarımıza otopsi yapıldı.
Bulgular açıklanmadı.
Füze yarasına rastlansaydı.
Otopsi bulguları açıklanacaktı.
Dünya da bize inanacaktı.
Uçağımız uçaksavar ile vurulduysa “Amerikan gemisi yardımıyla çıkardığımız enkaz parçalarında uçaksavar mermi izleri” bulunurdu.
Uçaksavar izi de bulunmadı.
Uçağımız füzeyle vurulmadı.
Uçaksavarla da vurulmadı.
O zaman neyle vuruldu?
Kesin söylüyorum.
O namert Suriyeli çoban!
Sapan taşıyla vurdu.

Xxx

Bizim Genel Kurmay da “uçağmızı o namert Suriyeli çobanın namert Rus köylüsünden aldığı taşla vurduğunu” biliyor fakat “büyük devlete yakışmaz” diyerek açıklamıyor. Bizim Genel Kurmay 20 günde 5 açıklama yaptı. Bu 5 açıklamanın 4’nün metinlerinde “Suriye tarafından düşürülen uçağımız” ifadesini kullandı. 5’inci açıklamasında ise “Suriye resmi makamlarınca kendileri tarafından düşürüldüğü iddia edilen uçağımız” söylemine döndü.
Anlayın!
Uçağımızı o namert çoban düşürdü.
Uçağımız kim vurduya gitti!
Olsun!
Biz büyük devletiz.
Başbakanımız, Rusya gezisine çıkınca Rus Putin’e “one minute” der, biz “Rus’a one minute dedik” diye 5 yıl öğünürüz.


(uyan borusu)

Sel öldürmedi.
Bakan öldürdü.
Belgesi bulundu.

TOKİ’nin Samsun’da dere yatağına “kentsel dönüşüm” adı altında yaptığı 12 katlı apartmanların bodrum katında kapıcı çocukları boğularak öldü. Bu bir cinayettir. Çünkü imar yasasına göre “yer altına daire yapmak” yasak. Yasa uygulansaydı; kapıcı ve bekçi dairleri “bodrum katına” değil binanın birinci katlarına yapılacaktı” ve o çocuklar da ölmeyecekti. Çocukları ve babalarını sele boğdurarak öldüren; yasaya uymayarak dere yatağına apartman dikip, “rant tamahkarlığı da yaparak” bodrum dairlerini oturmaya açan o dönemin TOKİ başkanı, şimdinin şehircilik Bakanı’dır. Ve bodrumlara imar izni ile oturma müsadesi veren belediye başkanlarıdır.


Necati Doğru
Sözcü