Başbakan ve Pamukoğlu


Ülkenin statik elektriği gittikçe artıyor…

Suriye, Şemdinli olayları, PKK’nın büyükşehirlere kadar uzanan bombalama eylemleri, her gün Güneydoğu’dan gelen şehit tabutları, toplumda isyan duygularını gittikçe artırırken, Millet olarak artık patlama noktasına gelindiğini söylemek “düzeysizlik” “seviyesizlik” “bozgunculuk” sayılmamalı…

İnsan hayatı her şeyin üstündedir… Bir evladın yaşamının baharında dünyadan uçup gitmesi, anne ve babası için ölene kadar yüreklerden çıkmayacak olan ateştir…

Güneydoğu’da kimler yaşamını yitiriyor?

Babaları; Cumhurbaşkanı.. Başbakan.. Bakan.. Müsteşar.. Milletvekili.. Üst bürokrat.. General.. Büyük işadamı.. Olmayanlar…

Ateş her zaman garip gurebanın, yoksulun, güçsüzün hanelerine düşüyor.

İşte ondan ötürü terör durmuyor… Ondan ötürü yoksulun garibin çocukları, devlet büyüklerimizin ifadeleri ile hep “ŞEHİTLİK MERTEBELERİNE” ulaşıyorlar..

Ne şehitlerin, ne de gazilerin isimlerinin arasında, tuzu kuruların, güçlülerin çocuklarının adı hiç geçmiyor. Onlar bir türlü “şehitlik mertebesine” ulaşamıyorlar! Böylesine kutsal mertebeye ulaşmaktan ne çare ki yoksun kalıyorlar! Daha doğrusu bırakıyorlar!..

Beyler! Artık birbirimizi kandırmaktan vazgeçip, milletçe “Ne oluyoruz, nereye gidiyoruz?” diye silkinmenin zamanı çoktan geldi geçiyor…

Yaşamının baharında ki evlatların, hain PKK kurşunlarıyla, mayınlarıyla “şehitlik mertebelerine” ulaşmaları, talihsiz anne ve babalarının yürek acısını, isyanını içinden almıyor…

Evladını yitiren hiçbir anne ve baba, “ne iyi oğlum şehitlik mertebesine ulaştı” diye sevinmez, yüreğine kor gibi oturan acı ömür boyu bir gram eksilmez… “Şehitlik mertebesi” acıları dindirmez!

Başbakan Tayyip Erdoğan, şaşılacak biçimde kızgın, sinirli agresif. Her konuşmasında birilerine çatıyor, çok ağır sözler sarf ediyor. Adeta her şeyi ve herkesi kırıp döküyor. Kendisini eleştirenlere karşı son derece tepkili davranıyor… Giderek de sinirliliği artıyor… Kimse durduramıyor…

Şehit yakınlarına verilen iftarda, Hak ve Eşitlik Partisi (HEPAR) ın Genel Başkanı Efsane General Osman Pamukoğlu için, “Hakkari elden gitti” açıklamasına karşı “seviyesiz”, “senin gramın ne?” tanımları yaparak ağır eleştirilerde bulundu…

Başbakan’ın bu açıklamasından bir gün sonra 10 Ağustos 2012 Cuma günü, Erdoğan’ın sözlerine bir basın bildirisiyle yanıt verdi.

Paşa’nın HEPAR’ ın Web sitesinde ve tarafsız, korkak, yalaka olmayan yayın organlarında yer alan bildirisine, görebildiğimiz kadarıyla ayni akşam yani 10 Ağustos akşamı hemen hemen hiçbir televizyon kanalı yer yermedi.

Böyle çok ağır bir yanıt vermek için, Pamukoğlu’nu kızdıran, köpürten saik ne olabilir?

Bildiri de yer aldığı üzere, geçmişte ki kariyerinde 1993- 1995 yılları arasında terörle mücadelede, üstün başarılar kazanması iki yılı aşkın bir süre Güneydoğu dağlarında cansiperane savaşmış ve bu yönüyle efsaneleşmiş bir komutan olması mı bu denli tepkiye yol açtı?

Tabi ki Başbakan’ın bu tür karşı tepkiye yol açacak ortama yaratmaması gerekirdi. Başbakan, hemen her konuda, kendisi gibi düşünmeyenleri kişi ve kurumları hedef alarak ağır eletiriler yapmayı neredeyse usul, alışkanlık haline getirdi…

Bu yöndeki tavırları ve gidişatı; inanıyoruz ki toplumda kabul görmüyor, yakınmalara neden oluyor… Bunu Artık Türkiye’de işlerin iyi gitmemesinden ötürü, Başbakan’ın giderek sinirlerini bozulmasına bağlayanların sayısı giderek artıyor…

Bakın okumakta olduğunuz satırların yazıldığı saatlerde Bu kez, Erdoğan’ın Pamukoğlu’na yanıtı şöyle:

Bakıyorsunuz bir tanesi çıkıyor, 'Hakkari elden gitti' diyor. Bu nasıl bir zihniyettir. Üstelik ordunun içinden gelen bir kişi olarak söyleyeceksin. Utanmadan, sıkılmadan da Başbakanı televizyona davet ediyor. Kimsin sen de televizyona çıkaracaksın sen. Çapın ne? Gramın ne? General olsan ne yazar, mesele çapın olacak. Bir yere yar olacaksın, böyle bir durumun da yok. Bizim işimiz var bu ülkede.''

Ya Efsane Komutan Pamukoğlu’da size “Başbakan olsan ne yazar? Mesele çapın olacak” derse ne olacak? Bir Başbakan böyle polemiklere girer mi? Girerse doğru olur mu?

Bu kavganın giderek artmayacağını kim söyleyebilir?

SONUÇ:

Bildiriyi okuduğunuzda göreceksiniz. Sayın Pamukoğlu’nun Başbakan’a yönelik ifadeleri de yenilir yutulur gibi değil.

İlk cümlesi:

“ ‘Sayın Öcalan, şimdi aldığı kellelerin hesabını veriyor’ diyen utanmaz adam” şeklinde…

Bir başbakan’ın böylesine ağır eleştirilere neden ve muhatap olacak, söylem ve tavırlardan kaçınması, daha itidalli ve karşı görüşlere saygı duyacak bir ruh hali içinde olması gerekmez mi?

Tabi ki Efsane komutan Osman Pamukoğlu Paşa’nın da bildiri de kullandığı ağır ifadelerden kaçınması beklenirdi…