Demokratik Cumhuriyet ideali
Geçenlerde Denizli’nin Sarayköy İlçesi stadyumunda, kurtuluş günü dolayısıyla bir konserim vardı ama o tarihten iki gün önce, kandile rastgeldiği için konserin iptal edildiği, valiliğin isteğinin de bu yönde olduğu söylentileri çıktı.
Bana çok saçma gelen bu bahanelere aldırmadan sahneye çıktım ve orada yaptığım konuşmada “Kurtuluş gününüzü ve mübarek kandilinizi kutlarım“ dedim. Sonra da; o kurtuluş mücadelesi verilmeseydi, kandillerin kutlanamayacağını, ezanların okunamayacağını ekledim. Dini ve milli bayramları birbirine karşı mücadele içine sokmak yanlıştır, saçmalıktır, hiç kimseye yakışmaz dedim.
Bu kadar kolay anlaşılabilir konularda bile halkı bölmeye çalışanları anlamıyorum.
Her ülkenin dini bayramları da vardır milli bayramları da.
Amerika’da kimsenin aklına 4 Temmuz’u kutlayanlarla, Noel’i kutlayanları kapıştırmak gelmez.
Fransa’da hiçbir politikacı ya da gazeteci 14 Temmuz’la Paskalya’yı yarıştırmaz.
Biz “makulden“ nasıl bu kadar koptuk?
Kutuplaşma bu kadar mı keskin hâle geldi?
Kurban Bayramı’nı kutlayanlarla Cumhuriyet Bayramı’nı kutlayanlar diye ikiye bölünmek doğru mu?
***
Bu ülkede yıllarca Cumhuriyet olgusunu, demokratikleşmeyi ezmek için kullandılar.
Buna karşı direndik.
Şimdi demokratikleşme adı altıda Cumhuriyet’i yok etme uğraşı var. Buna da direniyoruz.
Çünkü her iki uç da aşırı, belki çocukça ve saçma.
Dün demokratikleşme uğruna bedel ödemiş olanlar, bugün de tamamen ters uca savrulmuş olan otoriteyi uyarmak için mücadele ediyor ve Demokratik Cumhuriyet’i savundukları için bedel ödüyorlar.
Şu aşırılıklardan ne zaman kurtulup da makul, olgun bir çizgiye geleceğiz bilmiyorum.
Ama bir gün mutlaka olacak.
Tepkisel düşünme alışkanlığımızdan; öfkelere, hınçlara, kuyruk acılarına dayalı “devr-i sabık“lar döneminden kurtulup normal bir demokratik cumhuriyet olacağız.
Bundan hiç kuşkum yok.
Çünkü; gerili bir yay sonsuza kadar gergin kalamaz, yerine dönmek ister.
Ve kol yorulur.
Her kol yorulur.
Kurban Bayramınızı ve Cumhuriyet Bayramınızı kutluyorum.
