Yargıyı mahvettiler


SEVGİLİ okuyucularım, bu ülkeyi ne yazık ki yönetmekte olan ağızlardan bugüne kadar yüzlerce kez aynı masalı dinledik:

“Efendim yargı bağımsızdır, biz yargının işine karışamayız ki! Devletin hâkimleri ve savcıları var, onlar ne gerekiyorsa yapar!”

Bu sözler tamamen hikâyedir. Buna sokaktaki 10 yaşındaki çocuklar bile inanmaz.

Adına HSYK (Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu) denilen ve AKP’nin arka bahçesi olarak görev yapan kuruluş, tümüyle iktidarın hizmetindedir.

Özellikle kritik davalara bakan hâkim ve savcıları ince elemelerden geçirir, gerek görülen mahkemelere atar.

Bunlardan herhangi bir hâkim veya savcı iktidarın hoşuna gitmeyen karar verdiyse, yandı gülüm keten helva! Bir bahane bulunup görevden alınır, sürgüne gönderilir.

Ergenekon ve Balyoz davalarında bunun nice örneklerini gördük. O mahkemelerde hoşa gitmeyen karar verenlerin tümü HSYK tarafından tasfiye edildi, pasif görevlere atandı.

Bu iktidar döneminde herhangi bir kamu kuruluşunu alın. Tapu Kadastro, Afet İşleri, Meteoroloji, TÜBİTAK, Adli Tıp, her neyse!.. Bunların her biri iktidar kadrolarıyla nasıl doldurulduysa, HSYK’nın durumu da öyle.

Yargı bağımsızlığının içine ettiler, yargıyı siyasete alet edip mahvettiler.

Adına özel yetkili denilen mahkemelerin verdiği kararlar artık sadece Türkiye’de değil, yurtdışında da büyük tepki görüyor.

Terörle, örgütle, darbeyle uzaktan yakından ilgisi olmayan ve bu iktidara karşı çıkan Türk aydınları, çeşitli bahaneler bulunarak bu mahkemeler tarafından tutuklandı. Tutuklanan, bir daha asla bırakılmıyor.

Şu anda Silivri hapishanesinde yatmakta olan Ergün Poyraz gibi yazarların, gazetecilerin ve öteki aydınların tutukluluk süresi dört-beş yılı buldu. Niçin içeride olduklarını bilen yok!

Odatv davasında bir yıldan fazla tutuklu kalıp geçenlerde lütfen tahliye edilen gazeteci arkadaşımız Müyesser Yıldız’ın ve zaman zaman öteki tutukluların mahkemeye söylediği sözler tarihe geçecek:

“Bizi burada sorgularken yazılarımızı, haberlerimizi soruyorsunuz. Oysa biz karşınızda ‘Terörist’ olarak bulunuyoruz! Bize örgüt, terör, molotof, bomba, silah sormanız gerekmez mi? Bunları niçin sormuyorsunuz?”

Özel yetkili mahkemelerde bunlar yaşanırken tepkiler giderek büyüdü ve iktidar bile, yarattığı canavarın altında ezilmeye başladı.

Hesabı Türk kamuoyuna veremedikleri gibi, yurtdışına da veremiyorlardı. Özellikle ABD ve Avrupa’dan büyük tepkiler geliyordu. Bu durumda Tayyip demeçler vermeye başladı:

“Bu mahkemeler devlet içinde devlet olmuştur.” Söylediği tek doğru söz belki de bu idi! Telaşa kapılmışlardı. Bu durumda bir yasa değişikliği getirmeye karar verdiler. Ancak bu değişikliğe Fetullah Efendi ekibi karşı çıkıyor, medyaları aracılığı ile feryat ediyordu:

“Sakın haaa, yasa değişikliği olursa teröristler, darbeciler serbest kalır, sonra bizden hesap sorarlar.”

Onları tutuklatmak ve sonra hapiste tutmak için ellerinden geleni yapmış, bir sürü düzmece belge yayınlamışlardı. Çabalarının boşa gideceğinden korkuyorlardı. Sonunda dandik, tırıvırı, ne şiş yansın ne kebap anlayışıyla bir yasa değişikliği birkaç gün önce Meclis’ten geçti. İşin çok ilginç yanı, bu işlerin doğrudan sorumlusu olan Adalet Bakanı devrede hiç yoktu. Olayı Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ yürütüyor, o konuşuyor, ne yapılacağına o karar veriyordu.

Adalet Bakanı ise tenis maçını izlemekle yetinen sıradan bir siyasetçi durumuna düşürülmüştü.

Yeni yasa konusunda ne olacağını, nasıl uygulanacağını hâkimler ve savcılar dâhil hiç kimse şu anda bilemiyor. Ancak özellikle Ergenekon, Balyoz, Odatv ve benzeri davalardaki tutuklulara şimdi yeni bir tahliye umudu doğdu.

Şimdi yazımın başlığına döneyim ve somut bir örnek vereyim. Meclis Başkanı Cemil Çiçek ’in sözlerini dün okudunuz. Bu sözler bir ibret belgesidir ve Türkiye’de “Yargı bağımsızlığının” asla olmadığının, yargının emir komuta zincirinde karar verdiğinin somut göstergesidir. Beyefendi yargıya sesleniyor:

“Tutuklama bir tedbirdir. Bu tedbir mahkûmiyete dönüşmemeli. Artık mazeret kalmadı. Umut ederim ki yargı, yasamanın (Meclis’in) verdiği bu mesajı iyi anlamıştır…”

Bu sözleriyle hem tutuklu olan üç milletvekili, Mehmet Haberal, Mustafa Balbay ve Engin Alan’ı, hem de öteki tutukluları kastettiği anlaşılıyor.

Kimi kastederse etsin, yargıya talimat veriyor. Adalete emir veriyor.

Bir siyasetçi bu sözleri herhangi bir Batı demokrasisinde söylese, orada kıyametler kopar.

Hükümet bu konuda niçin sıkıştı? Bunun bazı nedenleri var:

- Bol kepçe verilen tutuklama kararlarıyla hapishaneler tıka basa doldu. İnsanlar üst üste yatıyor, aç kalıyor, her açıdan tam bir rezalet yaşanıyor. Şu anda manevi işkencehane olarak görev yapan hapishanelerde tam 126.386 kişi yatıyor. Onlardan bazıları ordumuzun muvazzaf komutanları, biri de, “Terörist” olduğu gerekçesiyle tutuklanan Genelkurmay eski Başkanı İlker Başbuğ!

- Dış dünya, geç kalmış bile olsa Türkiye’deki yargı gerçeklerini anladı. Adaletin bir bölümünün iktidara bağımlı olduğunu, hükümetten emir aldığını gördü ve bastırmaya başladı. AKP’nin yurtdışından gelen bu baskılara daha fazla katlanması mümkün değildi.

- Türk kamuoyu ve hukukçular bu gerçekleri görüp uyandı, tepki koymaya başladı.

Bu yazıyı dün saat 16 ’da yazıyorum ve bu dakikaya kadar tahliye talepleri konusunda bir gelişme yok.

Hepsinin bırakılmasını istiyorum. Ama eğer tahliyeler başlarsa, çok sevinmekle birlikte aynen şunu yazacağım:

“Cemil Çiçek iktidar adına mahkemelere direktif verdi ve tutuklular bu sayede tahliye edilmeye başlandı…” Ve cümlemin sonuna ekleyeceğim: “Yaşasın adalet!.. Yargımız, ‘Bağımsız (!)’ olduğunu bir kez daha gösterdi!”

Bir imam hatip daha

CUMHURİYETİMİZİN 10. yılında bestelenen Onuncu Yıl Marşı’nın gururla söylenen dizeleri vardı:

“Demir ağlarla ördük anayurdu dört baştan…”

Şimdi başka teraneler okunuyor:

“İmam hatiplerle ördük anayurdu dört baştan…”

Hayrabolu, Trakya’nın Tekirdağ’a bağlı şirin bir ilçesi. Burada imam hatip lisesi yokmuş, bu eksik şimdi gideriliyor! İlçe Eğitim Müdürlüğü tarafından yapılan duyuru ve köylere kadar asılan pankartlar aynen şöyle:

“Hayrabolu imam hatip lisesi

2012-2013 Eğitim Öğretim Yılı’nda 5. sınıf ve 9. sınıf öğrencileri ile eğitime merhaba diyecek.

Bu yıl 4. ve 8. sınıfı bitiren öğrencilerimiz okulumuza kayıt yaptırabilecek. Okulumuz

Cumhuriyet ilköğretim okulunun eski binasında hizmet verecektir.

Öğrencilerimiz taşıma, yemek ve eğitim masrafları İlçe Milli Eğitim Müdürlüğümüzce karşılanacaktır.

Bilgi almak için okul müdürü cep telefonu 0505 771 08 ..

Hayrabolu İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü.”

Dikkat ediniz, bu ülkede yüz binlerce öğrenci aç ve açıkta iken, imam Hatip’e kaydını yaptıracak öğrencilerin tüm harcamalarını karşılıyorlar!

Hayrabolu az gelir!. Din ticareti ve din sömürüsü hazır arşa yükselmişken, Türkiye sizden daha nice imam hatip okulları bekliyor!

Emin Çölaşan
Sözcü