Cüneyt Arcayürek yazdı:"Dünyaya Kafa Tutan Adam!"

Önce one minute ile İsrail’e saldırdı.
Arkadan Arap ülkelerinde uzun süre dostluk yaptığı diktatörleri karşısına aldı.

Ortadoğu’daki, Avrupa’daki devletlere kafa tutmaktan, Batılılara neredeyse hadi canım sen de diyecek kadar yüksek perdeden sataşmalar yapmaktan çekinmedi.
Dünyanın neresinde mazlum, masum insan varsa, o insanları, o ülkeleri sahiplendi RTE…
Daha doğrusu AKP hükümeti, partisi ve yandaş yalaka medya; RTE’nin bu davranışlarla ektiği tohumların verdiği veya vereceği ürünleri ne araştırdı ne de tartışıyor…
AKP hükümeti ve partisi sonuçları nereye vardığı veya varacağı kuşkulu girişimleri içeride oy bazında kullandı.
Partisinin seçimlerde kullandığı slogan: “Ey halkım; yıllardır izlenen süklüm püklüm, ensesine vur tokadı, al ağzından lokmayı diye yönetilen dış politikalara son veren adam, işte; ‘Dünyaya kafa tutan adam’, Başbakan RTE!”
***
Şimdi sıra büyüklerin büyüğüne geldi: ABD’ye:
Kızılcahamam’daki AKP kampından sızdırıldığına göre; Başkan Obama, “İran’ı fazla koruyorsunuz” demiş RTE’ye; o da öylesine dikleşmiş ki dünya liderine; “Siz de İsrail’in avukatlığını yapıyorsunuz” diye şak diye bir yanıt yapıştırmış!
İflası ilan edilen komşularla sıfır sorun politikasının baş mimarı Davut’un oğlu Ahmet Bey; TV’lerden davul zurna duyurulan haberin yaygınlaştığı gün; Obama’ya kafa tutan adamla arasındaki diyaloğu; dudaklarında kurnaz mı kurnaz diplomatlara özgü ama doğrulayan bir gülümseme ile şöyle yanıtladı: “Ne yalanlarım ne de doğrularım”.
Dostluk mu? Davutoğlu, ABD ile aramızdaki dostluğun, öylesine mükemmel işlediğini kanıtlamak için, araya Başkan Obama’nın RTE’yi son aylarda dokuz kez aradığını sıkıştırıveriyor.
“Bakın, bakın; RTE dünya liderine bile kafa tutuyor işte” demek, halkın milliyetçilik duygusunu “patronu” lehine kışkırtmanın önsözü.
Ucuz, içe dönük parti ve hükümet politikası!
***
Unutmaması lazım RTE’nin. Amerika eski Amerika değil. Dünya koşulları da…
Darbeler dönemi kapandı. Amerika artık kimi ülkelerde ulusal politikasına yatkın görmediği yönetimleri tezgâhladığı darbelerle düşürmüyor. Başka yöntemler revaçta.
Bugün Avrupa ve ABD de ekonomik krizle boğuluyor.
Türkiye ise ekonomik sıkıntılara -şimdilik- duyarsız. İstatistiklere göre üstelik Türk halkı “mutlu!”
Fakat RTE bugüne bakıp yarınlara güvenmesin.
Bizde de ekonomik ve mali dengeler ayağını sürçmesin.
Ne anayasa, ne insan hakları, ne tutuklu milletvekilleri, hatta ne zam… Bunlar bir yana. Ekonomi sallandı mı; yüzde 50’lerde seyreden oy oranı, bir ayda tepetaklak oluverir.
İşte o zaman dünyaya kafa tutmakla övülen ve övünen RTE; gereksindiği ekonomik ve mali yardımların karşılanması için kapısını çalacağı Batı devletlerinden, bu devletlerin etkisi altındaki uluslararası finans kuruluşlarından alacağı yanıtı acaba hiç düşünüyor mu?
Düşünmesi gerekir. Zira:
1970’lerde Kıbrıs’a Barış Harekâtı’ndan sonra ABD; IMF’den, uluslararası bankalardan kredi taleplerimizi reddettirdi. İsviçre bankaları rezerv altınlarımıza karşılık imza aşamasına gelen kredi anlaşmasını son anda durduruverdi ve Türkiye işte o zaman 1 sente muhtaç duruma düştü!

***
İç politikaya gelince, yeni anayasa gündemin taze konusu. Kangren olan terör, gündemin değişmeyen maddesi. Bir de gelip geçici tepkilere neden olan zamlar şu sıralar başköşede.
Ha, bir de köstebek olayı var:
CHP, MHP, “köstebek” dedikleri eski İçişleri Bakanı, bugün Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay’a “Hükümetten çekil” diye bastırıyorlar.
Bir tarihte Başbakan Hasan Saka’ya da “Çekillll!” dediler.
“Çekildim, kilom şu kadar” diye karşılık verdiydi.
Beşir Atalay acaba kaç kilo?

Cüneyt Arcayürek
Cumhuriyet
Tags

Yorum Gönder

0Yorumlar
Yorum Gönder (0)